Unutulan Bir Hafta: Kütüphane Haftası 28 Mart

Unutulan Bir Hafta: Kütüphane Haftası 28 Mart

Bir kütüphane bin hapishaneyi kapatır...

+ - 2

Çok güzel bir atasözümüz var: ”Bir kütüphane bin hapishaneyi kapatır” diye. Burada kastedilen kişinin kütüphaneye o kadar dalarak suç işleyecek zamanı bulamaması değil, kütüphanelerde bilinçlenen ve ilimle uğraşan insanların hayat görüşü, bilgi ve ahlak seviyesi bakımından gelişmesi sonucunda suç işlemeyi ,birinin ya da bir tolumun hakkını türlü şekillerde yemeyi ahlaki, insani ve dini açıdan hoş karşılamaması anlamına gelmektedir.

Her medeniyetin kültüründe kitaplarla veya kütüphanelerle ilgili mutlaka ünlü sözleri vardır. Yine bir Çin atasözünde: Kitapsız büyüyen çocuk, susuz yetişen fidana benzer.” deniliyor. Japon atasözünde:” Kitaplar ruhun gıdasıdır.” denilirken, bir Arap atasözünde: “Kitap, insanın cebinde taşıdığı bir bahçe gibidir.” Bir Hollanda atasözünde de “Kitap, sağırlara seslenen dilsiz dostlardır.” deniliyor. Bunun gibi her medeniyette sayısız atasözü ve özdeyişler vardır.

28 Mart Kütüphane Haftası

Her yıl mart ayının pazartesi ile başlayan son haftası ülkemizde Kütüphaneler Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu hafta sürecinde eğer mümkünse imkanlar dahilinde okullarda ve kütüphanelerde çeşitli etkinlikler yapılır. Öğrenciler kütüphanelere geziye götürülür; öğrenciler kütüphane ve kitap hakkında bilinçlendirilir, bu kadar. Çoğu insanın haberi bile olmadan geçen bu hafta, haberdar olanların da her seferinde belki seneye daha farklı etkinlikler olur düşüncesiyle sessiz sedasız gelir geçer. Oysaki bu hafta böyle sessiz ve habersiz bir şekilde mi geçmeli? Bu haftanın Kütüphaneler Haftası olduğunu bilen kaç kişi vardır sizce. Okullarda yapılan birkaç etkinlikten başka ne televizyonlarda ne de gazetelerde bu haftadan asla bahsedilmez. Bu haftanın sadece okullarda birkaç etkinlikle kutlanması bu topluma asla hizmet etmediği görüşündeyim. Kitaplar ve kütüphanelerle ilgili tüm vatandaşlarımızı içine alan bir anlayış ülkemize hakim olmalıdır. Çünkü okumaya mecburuz.

mutlak kutuphanenizde olmasi gereken kitaplar

Ülkemizdeki tüm insanlara okuma alışkanlığı kazandırma amacıyla özellikle bu hafta süresince her yerde her ortamda çeşitli şekillerde farklı etkinlikler yapılabilir. Bu hafta boyunca televizyon, gazete, dergi ve çeşitli görsel veya işitsel iletişim araçlarında bugünden bahsedilmeli ; billboardlara kitap okumanın öneminden bahseden geniş afişler asılmalı, bugünün önemi anlatılmalı, bugünün reklamı yapılmalıdır. Belki caddelerde geniş stantlar kurulabilir, çeşitli kitap sergileri açılabilir, ücretsiz kitap dağıtımı yapılabilir, kitap fuarları bu haftaya denk getirilebilir, Z kütüphaneler yaygınlaştırılabilir, insanlar ülkemizdeki büyük kütüphanelere geziye götürülüp oradaki hava solutulabilir.

Çünkü kütüphaneler bir milletin tarihi ve kültürel mirasıdır. Hem yaşanan tarihimizin hem de kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için kütüphaneler çok önemlidir. Kütüphaneler bilgi hazinesidir. Dille yapılan etkinliklerin ve eserlerin geçmişten geleceğe aktarıldığı yerdir. Bir millet kütüphaneleri ve yayımlanan eserleri ölçüsünde büyüktür ve güçlü bir geleneğe sahiptir. Kütüphaneleri ve basılmış eserleri yetersiz milletlerin geçmişinden bahsedilemez. Bir milleti tarihten tamamen silmek için dilini kültürünü yok etmek için kütüphanelerin yok edilmesi inanın yeterlidir. O nedenle tarihte bir medeniyeti ait olduğu toraklardan silmek için kütüphaneler hedef alınmıştır. Türk ve İslam medeniyeti bu acı hatıralarla doludur maalesef. İspanya’da 800 yıl hüküm süren İslam medeniyetini yok etmek için Avrupa’daki krallıklar birleşerek Endülüs Emevi ve Beni Ahmer devletindeki o günün dünyasındaki en büyük kültür hazinelerinin yakılması bunun en büyük göstergesidir.

Endülüs’te yakılan kitaplar hakkında Avrupa’da radyolojinin kurucusu olan Madam Curie, “Müslüman Endülüs’ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olacaktık. Orada bilim sıfırlanınca, biz yeniden sıfırdan onların yüzyıllar önce keşfettiği şeyleri bulmaya çalıştık ve yüzyıllar kaybettik.” diyor. Aynı şekilde Moğolların Abbasi Devleti’nin başkenti Bağdat’a girerek yine İslam medeniyetine ait kütüphaneleri yakıp yıkması çok acıdır. Bağdat’ta yarı yanmış kitaplarda bulunan bilgiler İslam dünyasının bilim ve kültürde ne kadar ileri olduğunu gösterir. Daha 1000’li yıllarda Ay’a çıkmanın planları yapılıyordu.

Bir medeniyete ait kütüphanelerin ortadan kaldırılması o milleti bir daha ayağa kaldıramaz. Biz İslam medeniyeti olarak o yıllardaki medeniyetimize aradan geçen nerdeyse 1000 yıla rağmen hala ulaşmış değiliz.
Kütüphanelere maalesef gereken önem verilmiyor? Bu elbette kitap okuyan sayımızla doğru orantılı. Asıl sorun budur bence. Kütüphaneler birkaç öğrencinin ders çalışmak için toplandığı alan olmaktan öteye gidemiyor. Hem de Z Kütüphane denilen rengarenk ve her ihtiyaca cevap veren zenginleştirilmiş kütüphaneler varken. Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye’de kişi başına 8 kitap düşüyor. Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika. Kitap basma oranımız arttı ama okuma oranı hala yetersiz. Oysaki kitap okumanın sayılamayacak kadar önemi ve faydası vardır. Bize hayat görüşü, hızlı düşünme becerisi, güzel konuşma becerisi, hitabet yeteneği, soru çözme becerisi ve yazma becerisi kazandırmasının yanı sıra bilgili, kültürlü , tarihini bilen, geleneklerine bağlı, geçmişine bakarak gelecek hakkında çıkarımlarda bulunabilen nesillerin yetişmesine katkıda bulunur. Özellikle yeni eğitim anlayışında kitap okumanın değeri bir kez daha anlaşılmıştır. Öğrencilerimiz girdiği onca sınavda hep okuduğunu anlayıp yorum yapabilme, çıkarımlarda bulunma ve değerlendirme yapma türündeki sorularla yüz yüze geliyorlar.

populer olmayan kitaplar

Eser bakımından dünyada hiçbir millete nasip olmayacak derecede yazma eser ve koleksiyonlarımızın olduğu ve bugüne kadar korunduğu bilinmektedir Ünlü hükümdarlarımız Gazneli Mahmut ve Yavuz Sultan Selim kitaplara düşkünlükleriyle bilinir. Gazneli Mahmut sarayına koskoca bir kütüphane yaptırırken Yavuz Sultan Selim’in seferlere bile sandık dolusu kitaplar götürdüğü kayıtlarda mevcuttur. Ülkemizde İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri, İstanbul Merkez Kütüphanesi, Ankara ve İzmir’deki Milli Kütüphaneler, TBMM Kütüphanesi, Boğaziçi ve Bilkent Üniversiteleri Kütüphaneleri gibi sayısız kütüphanelerimiz mevcuttur. Eskiden cami içerisinde, külliyelerde, saraylarda, medreselerde ünlü kütüphanelerin bulunmasının yanı sıra bugün ise üniversite bünyesinde, devlet kurumlarında, özel mekanlarda ve okullarda kurulan kütüphaneler hala okuyucusunu bekliyor.

Yazar Hakkında

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

İçinde Kalmasın Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. Umarım ileride kitapların değeri anlaşılır.

  2. Kaleminize sağlık

  3. 2 ay önce

    Bir söz biliyorum bunu kitaplar ve kitaplarım için uyarlamak isterim , bir kitabı sevmekle başlar her şey ..Eskiden kalın kalın ansiklopedilerimiz vardı . Biz bu düsturla büyüdük lakin şimdi pek az okuyucu kitlemiz bu tür etkinliklerle daha çok insana ulaşabilmek dileğiyle , sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.