İnsan Kâşif midir?

İnsan Kâşif midir?

Aslında şuan insanlık için kesin bir gelecek yok. Bu kesinlik insan davranışlarının nasıl bir geleceğin temelini attığı ile ilgili. İnsan doğası gereği keşfetmeyi sever. Bu meraklı olduğumuzu gösterir. Bu yazımı çok uzun tutup da sıkılmanızı istemiyorum. Sadece bazı gerçeklere dikkatinizi çekmek istedim. Sorgulayın korkmayın.

+ - 7

İnsanın devamlı bir arayış içinde olduğunu düşünürsek, evet insan bir kâşiftir. Bunu dünyada ki rolünü oynamaya başladıktan itibaren yapmaya başladı. Birçok buluş, keşif ardı ardına geldi ve şuan ki durumu oluşturdu. Üstelik bunların hepsi neredeyse son 150 yılda gerçekleşti. Daha öncekiler bunların temelini attı ve ilerleyişte büyük katkı sağladı. Örneğin atomun keşfi, ilk olarak M.Ö yunan filozofları tarafından bir teori olarak ortaya çıktı. 1808’de John Dalton (1766-1844) bu fenomen için bir açıklama işlevi gören atom teorisini önerdi. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. İnsanlığın yararına ve zararına, iki şekilde de kullanıldı bu teknoloji. Hangi savaşta kullanıldığını söylememe gerek yok sanırım. Şuan bizi uzaya hatta yıldızlararası seyahatlere çıkaracak daha bir sürü teknoloji geliştirilmekte.

Mariana Çukuru

Dünya üzerinde bilinen en derin noktadır. Büyük Okyanus’ta, Guam Adası’nın güney batısında, Japonya ve Endonezya arasında, iki ülkeye de aşağı yukarı eşit uzaklıkta yer alır. Yapılan son ölçümlere göre en derin noktası yaklaşık 10.994 metredir. Uzunluğu 2.542 kilometre, genişliği ise 69 kilometredir.

mariana cukuru

Muazzam değil mi? 1870’lerin sonlarına doğru bulunmuş ve bir çok kez gelişmiş denizaltılarla dalış yapılmış. Daha ayrıntılı olarak yazmak isterdim ama çok uzun bir geçmişi var. Gerekte yok bence, burada sadece insanın kâşif olup olmadığını sorguluyoruz. Aslında bu ve buna benzer bir çok örnek var.

Mesela Everest dağına insanların tırmanması, daha keşfedilmemiş dağların, ovaların, göllerin, adaların keşfedilmeye başlanması. Örnek binlerle hatta yüz binlerle(abartmış olabilirim) telaffuz edilebilir. İnsan neye ihtiyacı varsa, onu keşfetmek ya da bulmak için ne gerekiyorsa onu yapar. Soyları tükenen canlıların neden soylarının tükendiğini söylemeye gerek yoktur herhalde, çünkü bunun da sorumlusu biziz. Tek bir örnek verecek olursak mamutların soylarının tükenmesi. Buda bizim gerçeğimiz ne yazık ki, tabi artık toplumlar bir şekilde bilinç kazanmaya başladı bu konularda. Azınlık olan bu duyarlı insan toplumları, dünyanın geleceğinin insanların eylemleriyle şekil alacağının farkındalar. Keşfetmek her zaman güzeldir. Ama keşfedileni yok etmek için kullanmak ya da keşfedileni yok etmek, işte bu ikisi insanın ve dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların kaderini belirliyor.

Aslında şuan insanlık için kesin bir gelecek yok. Bu kesinlik insan davranışlarının nasıl bir geleceğin temelini attığı ile ilgili. İnsan doğası gereği keşfetmeyi sever. Bu meraklı olduğumuzu gösterir. Bu yazımı çok uzun tutup da sıkılmanızı istemiyorum. Sadece bazı gerçeklere dikkatinizi çekmek istedim.


Sorgulayın korkmayın.

Yazı Kaynakları
https://bilgidali.net/atom-modellerinin-tarihsel-gelisimi-ve-rutherford-atom-modeli-200
https://www.gelgez.net/dunyanin-en-derin-yeri-mariana-cukuru-nasil-olustu/

Yazar Hakkında

İçinde Kalmasın Yorum Yap

Yorumlar (7)

Popüler Yorumlar
  1. 9 ay önce

    Sorgulayıcılık olduğu müddetçe ki olmalı doğrular yanlışlar tartışılır. İnsan kalıbı su kalıbı değildir. İnsan kalıpta doğmaz kalıba sokulur ve büyütülür. Aile bireyleri yetiştirdikleri çocukların yaptıklarının sorumluluğunu ne kadar alıyorlar. Kişi ağaç kovuğunda büyümüyor ki su verdikçe meyve versin. Ne kadar iyi birer veliyiz ki sabimiz o kadar insancıl olsun.

  2. 9 ay önce

    Ben teşekkür ediyorum bilgin bey. Bu dünya dediğimiz dünya yaradanın yaradılışa uygun gördüğü gezegendir. İnsanoğlu marsta yaşamayı keşfetti daha doğrusu öyle söyledi aynı kaç gezegenin hala olmadığını bildiğimiz gibi. Ayrıca kalıbından çıkmadığını söylediğiniz canlıların kaşifliğini sorguluyorsunuz. Tezat değil mi?

Yapılan Yorumlar
  1. 9 ay önce

    Tek düze bilgiler üzerinden insan ve insanlığı sorgulamak ne kadar doğru ise yazılanlara o kadar katılıyorum. İnsan tek başına bir mucizedir. Kalıplaşmışlıktan çıktığımız zaman kendimizin farkına varacağız. Asıl olan insanın varlığıdır.

    • 9 ay önce

      Öncelikli teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için İbrahim bey, demek isterim ki; insan hiçbir zaman içinde bulunduğu kültürün kalıplarından çıkıp doğrunun peşinden gitmemiştir. Asıl olan bu dünyanın varlığıdır, o olmasa insan da olmazdı ve tüm canlıların kendilerine özgü yaşama hakları vardır.

      • 9 ay önce

        Ben teşekkür ediyorum bilgin bey. Bu dünya dediğimiz dünya yaradanın yaradılışa uygun gördüğü gezegendir. İnsanoğlu marsta yaşamayı keşfetti daha doğrusu öyle söyledi aynı kaç gezegenin hala olmadığını bildiğimiz gibi. Ayrıca kalıbından çıkmadığını söylediğiniz canlıların kaşifliğini sorguluyorsunuz. Tezat değil mi?

        • 9 ay önce

          Öncelikle bildiğinizi söylediğiniz bir çok şeyin doğruluğu bu dünyada tartışılır. Ayrıca dünyayı ve hayatı keşfedenlerin çoğu kalıbından çıkan ve keşfetmeyi seven insanlardır. O kalıbından çıkamayanlar dünyayı çekilmez hale getirenlerdir. Benim yazdıklarımı anlamadığınız yada anlamak istemediğiniz belli.

          • 9 ay önce

            Sorgulayıcılık olduğu müddetçe ki olmalı doğrular yanlışlar tartışılır. İnsan kalıbı su kalıbı değildir. İnsan kalıpta doğmaz kalıba sokulur ve büyütülür. Aile bireyleri yetiştirdikleri çocukların yaptıklarının sorumluluğunu ne kadar alıyorlar. Kişi ağaç kovuğunda büyümüyor ki su verdikçe meyve versin. Ne kadar iyi birer veliyiz ki sabimiz o kadar insancıl olsun.

  2. O kadar güzel anlatılmış ki.. Yüreğinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.