Tanrılar Tarafından Ziyaret Edildik Mi ?

Tanrılar Tarafından Ziyaret Edildik Mi ?

Üstün teknolojik bir ırk atalarımızı ziyaret etti mi?

+ - 1

Bu teorinin en büyük destekçisi Erich Von Daniken’e göre bizler henüz Homo Sapiens değilken atalarımız üstün teknoloji ve bilgiye sahip uzaylılar tarafından ziyaret edildiler. Atalarımız başka gezegenden gelen bu canlıların teknolojik üstünlüklerini gördüklerinde o kadar korkup şaşırdılar ki onlara tapmaya ve ”Tanrılar” diye adlandırmaya başladılar. Teoriye göre ”Tanrılar” seçtikleri kadınları suni dölleme ile döllediler ve böylece Sapiens türü evrimin birkaç aşamasını atlayarak zekasıyla birlikte daha da gelişti.

Erich’e göre yaşanılanlar bunlarla da sınırlı kalmadı. Tanrılar pek çok defa gökten indiler ve insanların gelişim düzeyine bakıp yeni şeyler öğrettiler. Gelişim gösteren insanları farklı kıtalara yaydılar. Gelişim göstermeyen. insanları ise yok ettiler. Belki de kutsal kitaplarda geçen tufanı bile onlar yaratmıştı. Erich ”Tanrıların Arabaları” adlı eserinde onlarca teori sunuyor. Bizde o teorilerden birkaçını sizlerle paylaşarak biraz kafa patlatacağız.

Büyük Tufan

Lamek Yazıtları’ndaki Hikayeye göre: ”Nuh’un babası Lamek, evine döndüğünde aileden kimseye benzemeyen bir çocuk ile karşılaşır. Bunun üzerine karısı Bat-Enoş’u çağırır ve çocuğun kendisinden olmadığını söyler. Durumu öğrenmek üzere uzun bir yolculuğa çıkar ve peygamber Enok’a danışır. Enok, Lamek’e yakında yargıçların gökten ineceğini, insanları ahlaksızlık ve kötülük ile itham edip yok edeceklerini, sadece yabancı çocuğun hayatta kalacağını ve onun tüm insanlığın atası olacağını söyler.

Lamek evine döner ve olanları karısına anlatır. Çocuğu kabul eder ve ona Nuh adını verir.” Bu açıdan baktığımız zaman Tufanın birkaç üstün kişi dışında kalan insanları ortadan kaldırmak için kontrollü yapıldığı anlaşılıyor.

Tanrılar Tarafından Mı Çizildi? Nazca Çizgileri

And Dağları’nın Peru’da kalan bölgesinde 60 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 2 kilometre genişliğinde düzlük bir alan vardır. Paslanmış demire benzeyen taş parçalarıyla dolu bu alanda ot yetişmemektedir. Bunlar bir yana bu alanın gizemli kılan ise bölgede bulunan yüzlerce devasa şekildir. Astronot, örümcek veya maymun gibi devasa şekiller uçakların o bölgede uçmasıyla, yani yakın bir zamanda keşfedildi.

Bu tuhaf çizgiler yeryüzünden bakınca anlaşılmıyor. Sadece yukarıdan bakınca anlaşılıyor. Bunlar sanatsal çalışmalar mıydı ? Belki. Fakat insanlar neden sanatlarını göremeyecekleri şekilde yapmışlardı ? Üstelik bir tane de değil, yüzlerce! Belki de Nazca platosundaki tuhaf çizgiler bir havaalanını çağrıştırmak için yapılmıştı. Tanrılara ”Buraya iniş yapın” demek için. Binlerce yıl önce o bölgede yaşamış insanların başka işleri yok muydu ?

platon magara alegorisi
Önerilen Yazı
Platon’un Mağara Alegorisi

Mağara Resimleri

Kuzey Amerika, Fransa, Sahra, Peru ve Şili’de bulunan mağara resimleri de Erich’in teorisine katkı sağlıyor. Bu bölgelerde bulunan yüzlerce mağara resminde, insan ve hayvan figürleri çizilmişti. Buraya kadar her şey normal. Ancak garip olan ise bu resimlerle beraber şık giyimli kişiler ve Fransa da dalgıç kıyafetine benzeyen figürler de bulunmuştu. Dalgıç figürü 5 metreydi.

Omuzlarından başlayarak yükselen başlığı vücuduna bağlıydı. Eğer bu resimden bir tane bulunsaydı ressamın hayal gücüne bağlayabilirdik. Fakat bu tuhaf figürlerin benzerleri Kaliforniya’da da bulundu. Neden dünyanın farklı noktalarında yaşayan insanlar tuhaf giysili figürler çizmişti ? Bu figürleri ilkel insanların beceriksiz sanatına bağlayamayız çünkü o kadar yeteneksiz olsalardı hayvan ve insanları nasıl böylesine düzgün çizebiliyorlardı ? Belki de ressamlarımız gördüklerini çizmişlerdi.

Piri Reis’e Ait Haritalar

16. Yüzyılda çizilen ve Piri Reis’e ait olan haritalar incelenmesi için Amerikalı kartograf Mallery’e teslim edildi. Mallery haritadaki verileri doğruladı fakat yerlerin doğru olmadığını belirtti. Haritayı modern bir küreye uyarladığında ise çıkan sonuç herkesi şaşırttı. Haritalar doğruydu ve sadece Akdeniz bölgesini değil, Güney ve Kuzey Amerika, hatta Antarktika’da net bir şekilde resmedilmişti. Sıradağlar, platolar nehirler ve doruklar… Ardından harita Amerika donanması kartograflarından Lineham’a ulaştırıldı.

Lineham çalışmalar sonucunda günümüzde bile yerleri zar zor tespit edilmiş bölgelerin olağanüstü bir şekilde çizildiğini kabul etti. Dahası, Piri Reis’in haritasında çizilen Antarktika’daki sıradağlar 1952 yılına kadar keşfedilememişti. Bu dağlar yıllar boyunca buzulların altında kalmış ve ancak eko-ses donanımları sayesinde tespit edilebilmişti. Profesör Charles H. Hapgood ve matematikçi Richard W. Strchan’ın çalışmaları ise işleri daha da gizemli kıldı.

Verdikleri bilgilerle dünyamızın uydudan çekilen fotoğrafları ile Piri Reis’in haritaları büyük benzerlik gösteriyordu. Piri Reis’in haritaları elbette orijinal değildi fakat 18. Yüzyılda Topkapı Sarayı’nda bulunan bu haritalar nasıl çizilmişti ?

Özetle, şüphesiz bu varsayımlarda pek çok boşluk var. Fakat geçmişimizi araştırırken yeni fikirlere açık olmak daha akıllıcadır. Artık şüpheci tavrımızı bir kenara bırakıp ”tanrının işi” veya ”mucize” gibi savunmalarla basite kaçmamalıyız. Gerçeğin peşinde koşanlar sırf inancına ya da düşünce yapısına uymuyor diye cesur yaklaşımları görmezden gelmemeli. Eğer gerçeğe ulaşmak istiyorsak ilk olarak doğru kabul ettiğimiz her şeye şüpheyle yaklaşmalıyız. Sadece saçma bulduğumuz için yeni teorilere kulak tıkamamalıyız.

Yazar Hakkında

ben sidar

İçinde Kalmasın Yorum Yap

Yorumlar (1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.