Soğuk Ölümler ve Beyaz Yakalar

Soğuk Ölümler ve Beyaz Yakalar

+ - 0

                               

  Başlık ürkütücü gelebilir. Ama gelin gelelim ki çocuklara hikâye yazmıyoruz. Hayatın içerisindeki bu karmaşık sisteme bakmamak aptallıktır.

  Neredeyse 3 yıldır olağanüstü koşullardan geçiyoruz. Salgın deniyor değil mi? Evet salgın çıkmış olabilir, tabii ki bu bir hastalık ama diyemeyiz ki bunu insanlar çıkardı hem desek de ne değişecek? Mantık bize kaynağını değil sonrasını sormayı anlatıyor. Peki ne yapacağız bu durumda? Ölümleri izleyelim; soğuk ve kansız ölümler. Ve kendimize şunu soralım neden geldi değil de kime yaradı ya da ne işe yaradı? Toplumumuz hem güvensizlik ortamına hâkim oluyor aynı zamanda kuklası da oluyor hatta sadece bizim toplumumuz değil tüm Dünya.

Nerden anlayabiliriz bunu? Aşı, aşı deniyor iyi ki bulundu diyoruz değil mi? Peki bulununca acaba herkes yaptırdı mı? Ben söyleyeyim hayır. Çünkü güvenemiyorlar bir de duyulmuş bir mesele var çip takılacak bizlere, ya takarlarsa? Sizce Dünya’yı yüzyıllardır bu hale getirenler her şey için dahiyane fikirleri olanlar siz istemeden takarlar mı bu çipleri, tabii ki hayır.

Dönemi öyle güzel gelecek ki herkes sıraya girecek taktırmak için. Whatsapp’ın veri güncelleme kararının ardından herkeste bir artistlik başlamıştı neydi bu artistlik? tabii ki de benim nasıl verilerimi alırlar diyordu değil mi insanlar? Ee peki şimdi ne oldu? Whatsapp’a boyun eğmeyen insanlar şimdi dünya için yeni bir deneyim olan mRna aşılarını dayattıran dünyaya boyun eğdiler ve aşı için herkes sıraya girdi.

Tabii ki burada söylemek istediğim aşı karşıtlığı değil ama kıytırık bir veri meselesinde ortalığı ayağa kaldıran halklar, sağlığı konusunda da olsa en ufak kısıtlamaya uğramamak için dayatılan mRna aşılarına sıraya girdi. Kısacası nasıl güzel yönetilen bir toplum olduğumuzu görmüş olduk, bu sadece Türkiye değil tüm dünya için geçerli. Bu soğuk ölümleri dahiyane kullanan beyaz yakalar şimdi planladıkları her şeyi bu toplumun üzerinde uygulayamayacaklar mı? Beyaz yakalar derken bizim memurlar değil tabii ki asıl düşünenler.

***

asi karsitligi

Öğrenilmiş Çaresizlik

   Öğrenilmiş çaresizlik içerisinde yaşıyoruz bir şekilde. Hem neler olduğunu az çok tahmin ediyoruz hem de suyuna nehir gibi akıp gidiyoruz. Neden? Aklı başında bir insan bilerek felakete gider mi? Saçmalık bu saçmalık. Neden böyleyiz ben anlatayım; açız. Evet açız hem de misler gibi; Amerika’daki de aç, İngiltere’deki de aynı zamanda Afrika’daki de. “Bunlar nasıl aç ya?” diyorsunuz şimdi içinizden. Şöyle düşünün bir kafeste yaşatıyorlar sizi, her gün misler gibi yemekleriniz geliyor, karnınız tok, yeriniz sıcak ama sadece kafestesiniz, büyük ihtimalle artık çıkmaya uğraşmayacaksınız.

Yemek var, sıcak var, konfor var ama kafes ne olacak ki geçiniriz gideriz değil mi? Peki iki gün yemek vermediler diyelim ne oldu, o çaresizlik öğrenilmiş çaresizlik birden bağışıklığa dönüşecek ve tekrar kaçma planları başlayacak. Ne oldu öğrenilmiş çaresizlik açlık ile son buldu. Peki İngiltere’deki kişiyi aç bırakırlarsa ne olacak tabii ki kaçmaya çalışacak artık. Tıpkı şimdi ülkemiz gibi Dolar, Euro deniyor; pahalılık deniyor ve insanlar sinir küpleri. Peki bunlar olmasaydı yani ekonomi çok güzel, efsane bir yer ülkemiz ama ideolojik olarak uyuşmayan azınlık kalmaz mıydı? Yani bu sinir yine de olur muydu sanmıyorum. Şimdi, neler oluyor? Az çok durumumuzu anlattık. Salgın sürecine bakalım. Kendisi çıktı veya çıkarıldı ne fark eder. Onu geri döndürmek zor artık. Ama ufukta ne görünüyor.

ikinci dunya savasi

2. Dünya Savaşı, Kapitalist Düzen

1945 2. Dünya savaşı bitti ve 20.yüzyıl kapitalist ekonomisi kuruldu. Peki ne zamandan başlamıştı aslında? 1914’te başlamıştı. Ne tesadüf ki 100 yılımız bitmiş, Allah Allah. Aynı zamanda ondan önceki çağ değişimi ne zaman? 1814 Mora yarımadası ayaklanmaları ile imparatorlukların yıkılmaya başlanması. Eveeeet şimdi bir tesadüften bahsetmek için biraz saf olmak gerekiyor. Salgın başladı, ortalık bir karıştı ama şimdi olanlara bakalım.

Devletler tarihlerinin en büyük zararlarını yapıyor, ulusalcılık geliyor derken asıl BLOKCHAİN ile küreselizm gelmiyor mu? Yani devletlerimizi elimizden alıyorlar ve topraklardan ziyade insanın kendisini sömürmeye başlıyorlar. Bunlar sanki biraz komplo teorisine benzemiş gibi geliyor ama son 200 yıl ortada değil mi? Hastalık belli, hemen ardında Akdeniz’de bir hareketlilik, aaa tabi öncesinde de Suriye, peki ya şimdi neresi? Tahmin etmişsinizdir. Karabağ. Çok garip değil mi? Çevremiz sarılmış gibi değil mi? Peki bizi sevmediklerinden mi acaba bu senaryolar, yok canım kendinizi o kadar da önemsemeyin.

Amerika Ne İstiyor?

Çin’in İpek yolu projesini engellemek. Rusya ne istiyor: denizlere hakimiyet. İsrail ne istiyor: tabii ki de vaadedilmiş toprakları. Hatırlarsanız Kurtuluş Savaşını; Ermenistan, Fransa neler istiyor? Şimdi arkadaşlar biraz ortamı yorumladık daha soğuk ölümlerin şokundayken sıcak ölümler başladı tekrar bkz. Azerbaycan, Ermenistan. Gözümüzün önünde soğuk ölümler yaşanırken sizce de devletler o kadar saf şekilde de mücadele mi yürütüyor? peki bunları yapanlar kim? Beyaz yakalılar, peki kimler onlar? Beyaz yakalıların tanımı nedir? Vücut gücü değil de zihin gücüyle çalışanlar kısacası. Yani bu akıl sahipleri gözümüzün önünde düşüncelerini hayata sokuyorlar değil mi? Aslında halkların aşılara güvenmemesi bunları az çok anlamaları ama boş.

Yeni Dünya Düzeni kuruluyor ve düşünür Toynbee’nin dediği gibi “21. Yüzyıl İslam’ın Yüzyılı olacak ya önlem alırsınız ya da mağlup olursunuz.” bu yaşananların ışığında diyebiliriz ki Doğu medeniyeti yeniden yükselişte; Batı medeniyetiyse çöküşte. 3 Kasım’daki ABD seçimleri de kırılma noktası oldu. Yükselen doğu medeniyeti ise Çin, yani batıyı medeniyetin baş konumu yapanların atölyesi. Ve bunun da karşısında Türkiye’nin de başını çektiği Malezya, Endonezya, Katar vs. devletler ile 4 trilyon dolarlık pazar. Yeni yüzyılımız böyle şekillenecek ve bu odağın değişmesi ise beyaz yakalıların artık sermayesini doğuya kaydırması.

***

    Sonuca gelecek olursak Dünya yeni bir eksene geçiş yapıyor ve bizim de burada yer sahibi olmamız gerekiyor, birbirimizi çekiştirmemiz sadece zararımıza olacaktır. Soğuk ölümlerin bahanesinde sıcak ölümlere tekrar geçmemiz ayrıca da dünyanın maddeye bağlı sistemini internete geçirip devletleri saf dışı bırakması da yeni çağın başladığını ve beyaz yakalıların pek şakalarının ve vicdanlarının olmadığını gösteriyor.

Yazar Hakkında

Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Türkiye Küresel ve Bölgesel Araştırmalar Enstitüsü İsrail-Filistin araştırmacısı Yazar "Sade'ce Söyle" kitap yazarı. Şiir yazar.

İçinde Kalmasın Yorum Yap