Kültür, Dil ve Coğrafya Üzerine

Kültür, Dil ve Coğrafya Üzerine

Coğrafya kaderdir.

+ - 1

Kültür bir milletin dil, din, ırk, gelenek, görenek ve yaşadıklarının oluşturduğu bir bütündür. Diğer bir deyişle bir milleti diğer milletlerden ayıran; milletin kendine özgü maddi ve manevi ürünleridir. Manevi öğeler; dil, din, örf, adet ve gelenekler iken yaşanılan coğrafya, sanat eserleri, tarihi yapılar, sosyal ve ahlaki faaliyetlerimiz de kültürün maddi öğelerini oluşturur.


Dünya üzerinde yaşayan ve geçmişte yaşamış olan her millet kendine özgü birtakım kültürel unsurlar bırakmışlardır. Kültürün oluşumunda dil çok önemli bir unsurdur. Dil kültürden hem etkilenir hem de onu etkiler.Dil kültürün taşıyıcılığını yapar bir anlamda. Yaşayan kültür diğer nesillere dil aracılığıyla aktarılır. Dil sayesinde insanlar kültürlerinin ve kültürel öğelerinin farkında olurlar.

Kültürün oluşumu aslında yaşanılan coğrafya ile ilgilidir İnsanların yaşadığı bölge hem ait olduğu milletin kültürünü etkiler hem de var olan kültüre göre şekillenir. Milletlerin tarih boyunca bulundukları, yaşadıkları bölgeler, coğrafyalar değiştikçe kültürleri de o oranda değişerek ,farklılaşarak, çeşitlenecektir. Nitekim ünlü düşünür İbni Haldun üzerine yüzlerce kitap yazılabilecek şu iki kelimeyi söylemiştir:

“Coğrafya kaderdir.”

İklimlerin, savaşların, yaşayışın, yer altı ve yer üstü zenginliğin veya fakirliğin; dünyadaki bütün yaşayışı, milletlerin acılarını, sevinçlerini, huzurunu, turizmini, ticaretini yani kaderini nasıl etkilediğini ve belirlediğini anlatan gayet bilimsel bir sözdür. Toplumlar kültürlerini bulundukları coğrafyanın sınırlarına göre, o bölgenin el verdiği ölçütle oluştururlar. Milletlerin kültürel öğeleri içinde bulunan oyunlar, yemekler, giyim kuşam, törenler bölgenin coğrafi şartları sonucunda oluşur. Örneğin: denizin bölgenin yaşayışına, giyim kuşamına ve yemek çeşitlerine etkisi yadırganamaz. Denize sınırı olmayan bir milletin, bir medeniyetin veya bir şehrin kültürel öğelerinde denizle ilgili ya da deniz başlığı altında inceleyeceğimiz; balık, tekne, yelken gibi kavramlar bulmamız o oranda sınırlı olacaktır. Rehavet ile dinamik, canlı ve hareketli olmanın altında yatan en belirleyici unsurlar yörenin sıcak veya soğuk olmasıdır.

kultur dil ve cografya

Yazı’nın en verimli topraklarda doğması, Ortadoğu’daki bitmeyen savaşlar, ülkemizin geçmişten bugüne konumu ve verimliliği nedeniyle sayısız milletlere ev sahipliği yapması gerçekten coğrafyanın kaderidir. Rusya ve Türk Cumhuriyetlerinde giyilen kalpak ile Arap dünyasında giyilen şalvarın bir giyim kuşam ve kültürel unsur olarak yerleşmesinde, böyle bir kültürün oluşumunda sadece iklim ve coğrafya etkilidir. Yağışlı bir bölgedeki mimari eserlerin ham maddesi ağaç iken, yarı kurak iklimlerde mimari yapıların hammaddesi kerpiç veya topraktır. Örneğin dünyada balıkçılığın bir numaralı merkezi olan İskandinav ülkelerinde balık ile ilgili bir atasözü ve özdeyiş vardır. Nitekim ülkemizde de Doğu Karadeniz bölgesinde hamsi ile ilgili birçok sözün ve yemeğin olduğu gibi. Nitekim Trabzon’da balık avlama davranışlarından kolbastı oyunu doğmuştur.

Bölgenin sosyal hayatı uğraş alanına göre, coğrafyanın sunduğu imkan ve olanaklarına göre gelişmiştir. Bizim yaşadığımız coğrafyada da Ünye, Fatsa, Ordu, Giresun gibi şehirlerde de sosyal hayat ve yaşayış tamamen fındık üzerinedir. Bütün alışveriş, turizm fındığa endekslidir. Bu da bölgemizin kültürünü oluşturup ülkemizin kültürüne bir zenginlik daha katar. Bütün bu örnekler yaşanılan bölgenin coğrafi şartlarının, ikliminin, bitki örtüsünün, özel ve matematik konumunun kültürü nasıl etkilediğini, coğrafyanın kader olduğunu ortaya koymaktadır.

Yine milletlerin komşu oldukları diğer milletlerden etkilenmesi kendi kültürünün oluşumunda, değişiminde ve çeşitlenmesinde çok etkilidir. Yapılan ticari faaliyetler, savaşlar, geziler, milletleri etkilemekte kültürel öğelerde o oranda çeşitlilik kazanmaktadır. Nitekim milletimiz Orta Asya’da bozkır ve göçebe kültürünün, İslam kültürüyle tanışınca Arap kültürünün, komşu olmamız nedeniyle Fars kültürünün, Batı’ya yanaşınca da Batı kültürünün etkisinde kalmıştır. Dilimiz, kültürümüz, edebiyatımız ona göre şekillenmiştir. Yabancı kültürlerden etkilenebiliriz ama yeter ki tamamen diğer kültürün, dilin ve coğrafyanın boyunduruğu altına girmeyelim.

Yazar Hakkında

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

İçinde Kalmasın Yorum Yap