Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra Kitabından Alıntılar

Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra Kitabından Alıntılar

+ - 0

2000 yılında okuyucunun karşısına çıkan Kinyas ve Kayra kitabından alıntıları derledik. Kaybedecek bir şeyi kalmayan, ya da başka bir deyişle bugüne kadar kaybedebilecek hiçbir şeyi olmayan bir adamın hikayesi bu. Kinyas ve Kayra, Hakan Günday‘ın kaleminden yeraltı edebiyatının en etkileyici kitaplarından biridir. Keyifli okumalar!

hakan gundayin hayat hikayesi
Önerilen Yazı
Hakan Günday’ın Hayat Hikayesi ve Eserleri

Kinyas ve Kayra Kitabından Alıntılar

”Şimdiyse sınav kağıdını doldurmuş ve zilin çalmasını bekleyen bir öğrenci gibiyim. Ve o öğrenci gereksiz, nedensiz ne kadar hareket yapıyorsa dakikaların üstünden atlayabilmek için, ben de en az o kadar nedensiz davranıyor ve bekliyorum. Zilin çalmasını. Gömülmeyi. Parçalanmayı.”

”İnsanlar, dedim fısıldayarak. Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı…”

”Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce.”

”Ve nefesimi tuttum. En derine, en dibe inebilmek için. Bıraktım kendimi hayat okyanusuna. Beni dibe çeken zihnimin ağırlığıydı. Ve dibe daha çok vardı. Ama gidiyordum. Yavaş yavaş. Ayaklarına beton dökülmüş bir mafya kurbanı gibi…En derine. Dünya yuvarlak. Hayat da öyle. En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın. Nereden baktığına bağlı. Nerede doğduğuna. Doğduğun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı. Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı…”

”Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.”

”Her şeyi bilmekten çok uzağım. Her şeyi hissetmekse imkânsız. Ama her şeyin farkındayım. Ve bütün dünyayı hatırlıyorum. Ne hayattan önce bir ölüm var, ne de ölümümden sonra hayat! Kinyas’tan sonra bir Kinyas yok! Ama Kin de var Yas da! Onlar hep var. Ta ki bütün şehirler, okyanuslar tepsiden düşüp kırılana kadar…”

Kinyas ve Kayra Kitabından Alıntılar

”Bugün televizyonda ölenler biz değildik. Ne güzel!..”

”Bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. Ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. Herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur… İnsanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar. Yıllarca uğraştım hepsinden vazgeçmek için. Yıllarca teker teker vücudumu ve beynimi kaplayan bu kabukları soydum. Ama her erken koparılmış kabuk gibi izleri kaldı zihnimde.”

Dengesizlik, gerçek duygusunun ve gerçeğin tek kapısıdır. Dengeyle hiçbir yere varılmaz. Ancak düşmeyi bilenler köprüden, karşıya yüzülerek de geçilebileceğini öğrenir. Belki cennete, belki ipin gerildiği karşı tarafa varılır dengenin sonucunda, kabul ediyorum. Ama düşmemek için verilmiş mücadelelerin acısı ve tedirginliğiyle…”

”Tabi bir mezar taşının karşısında durmak, kitabı son sayfasınından açmaya, filmin son karesini yakalamaya benziyordu.”

”Sorarlarsa, ”Ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını: ”Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından.”

”Bir insanın yalnızlığı üzerine söylenecek o kadar çok söz var ki! O kadar büyüktür ki yalnızlık! O kadar kalabalıktır ki. Dünyayı dolduran canlılardan uzak bir hayat yaşamak ya da binlerce bedenin arasında olup hiçbirini dinlemeden ilerlemek. Hepsi de, yalnızlığın türleridir.”

”İşte! dedim. Umut bu. Bir tekne. Başka bir şey değil. Koca okyanusta devrilmeden yol almaya çabalayan bir tekne. Sonsuzluğun dalgalarıyla savaşan bir ceviz kabuğu. Hepsi bu.”

”Hissedilerek söylenenler yalnız gelmezler. Önlerinde ve arkalarında bir sürü cümle olur. Önemli olan hepsini elekten geçirip doğru olanları bulmaktır. Geriye sadece hareketler kalır. Davranışlar. Harcanan kelimeler dışında kalan her şeydir, insanlık denilen yaratıklar tarihi. Söylenmeyen her şeydir.”

”Olmak ve var olmak arasında çok fark var, derler yüzyılın ortasından çıkıp gelen seçkin entelektüeller…Ama bilmiyorlar ki, ikisi de yok…Var olmak bir hayal, olmayan bir dünyada…”

”Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük : Yarın.”

”Hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden, çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır. Hayat = zevk – acı. Sonuç pozitifse yaşamışsındır hayatı. Negatifse ölmüşsündür doğduğun gün. Tabii bir de sıfır ihtimali var. Bu durumda ise zamanın yetmemiştir hayatı anlamaya. Erken ayrılmışsındır partiden, göremeden sonunu…”

”Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya. Ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.”

”Hatırlıyorum, bir iki yazarın gülle gibi cümlelerini, filozofların kestikleri raconu: ”Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Yanılıyor hepsi de. İnsan, hiçbir şeyi değil, her şeyi bildiği için mutsuz!”

Hepsi yaralar sonuncusu öldürür!

Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra Kitabından Alıntılar, kitabı daha önce okumuş muydunuz? düşüncelerinizi yorum atarak belirtebilirsiniz. Binbir Sözlük sitemize de bekliyoruz.

Yazar Hakkında

Bilginin paylaştıkça güzel olduğuna inanan, her şeyi yazıp doğru düzgün biyografi yazamayan kitapsever

İçinde Kalmasın Yorum Yap