Cellat Hikayesi

Cellat Hikayesi

Cellat

+ - 0

Cellat Hikayesi, Sevinç çığlıkları, homurdanmalar ile kalabalık giderek artıyordu. Bu küçücük şehrin sakinleri saat 4’te alanı doldurmaya başlamışlar ve sadece yarım saat içinde meydanda adım atacak boş bir yer kalmamıştı. Kalabalık, tahtadan yapılmış ve yerden sadece iki metre yükseklikte bulunan platformun etrafını sarmıştı.

Halk, yağmur arifesinde homurdanan bulutlar gibi yer yer yükselen bir tonla o anlamlı saati beklemekteydi. Kalabalığın önünde muhafızlar tarafından sıkıca korunan bir bölümde kentin ileri gelenleri oturmaktaydı. Duruşlarından gayet sakin oldukları anlaşılmaktaydı, belki de aynı filmi defalarca izlemek onlara artık haz vermiyordu. Halk neşeli, heyecanlı ve öfkeli beklemekteydi.

Cellat platformun üzerine çıktı, elinde güneşten aldığı ışığı hoyratça kalabalığa dağıtan ve ucu bir jilet kadar keskin baltasını vardı. Suçlu için son dakikalardı. Onlarca yargıç arasından sesi daha etkili olup kalabalığı fazlaca coşturduğu için bu özel göreve seçilen idam yargıcı, iki sayfalık suç metnini kah bağırarak öfkeyle kah şefkatle okudu. Suçlunun gözleri kapalıydı ve iri kıyım iki muhafızın kolları arasında genişçe bir kütüğe başı dayanmış bekliyordu.

Az sonra şimdiye dek yüzlerce kez olduğu gibi cellat baltasını kütüğe indirecek ve kalabalık günün karanlığında son gök sesi gibi bir ses çıkaracak ve sonra kızıl bir sessizlik günü kapayacaktı fakat bu kez her zamanki gibi olmadı. Suçlu bir anda beklenmedik biçimde bağırmaya başlamıştı. Bütün kalabalık bu ses üzerine sessizleşti, hemen herkes suçlunun ne dediğini anlamaya çalışıyordu. Suçlu krallığa karşı işlenen en büyük suçu işlemişti.

cellat hikayesi
cellat

Ülkenin yegane değeri olan şeftali bayramında, kralın kentteki özel temsilcisi olan valinin, ancak dört kudretli atın çekebildiği arabasının sağ arka tekerleğine işemişti. Doğru duydunuz sadece bir tekerleğe idrarını yapmıştı ve bunu yaparken müthiş keyif almıştı. Çevredeki insanlar onun tekerleğe işerken çok mutlu göründüğü yönünde şahit olmuşlardı. Şeftali bayramı sabahtan akşama kadar sürerdi ve o gün güneş batana dek tüm kentte işemek kesinlikle yasaktı. Suçlunun keyifle tekerleğe işemesi üzerine Vali öfkeyle arabacıya bağırmış ve arabasından inmişti. Suçlu hemen yakalanıp zindanı boylamış ve iki gün sonra Vali’nin de hazır bulunduğu bir mahkemede kentin önde gelen yargıçları tarafından yargılanmıştı. Bu aşağılayıcı hareketin hem de böylesine bir bayram gününde yapılması sebebiyle suçlunun mutlaka ölümle cezalandırılmasına oy birliğiyle karar verilmişti.

Suçlu belli aralıklarla tıpkı bir kapı gıcırtısı gibi kimsenin anlamadığı bir dilde ses çıkarmaya başladı. Suçludan gelen ses üzerine meydanda derin bir sessizlik oluştu. Kalabalıktaki hemen herkes bu sesi bir yerden tanıyordu ama sesin neye ait olduğu hakkında kimsenin bir fikri yoktu.

tanrısızlığa giden yolda2

Bu ses bir kuşamı aitti ya da bir ok sesimi karar verilemiyordu. Neden sonra cellat elinde ki baltayı düşürdü, kesinlikle bırakmadı bilakis farkına varmadan düşürdü çünkü bu sesi en iyi o biliyordu.  

Suçludan gelen ses idam sırasında celladın baltasının suçlunun başını gövdesinden ayırıp, kütüğe baltasının saplandığında çıkardığı sesin tıpatıp benzeriydi. Tüm kalabalığın, şehrin ileri gelenlerinin büyük bir iştahla beklediği bu idam sahnesinin en vurucu yeri olan balta sesini suçlu kalabalığın zihinlerinde defalarca kez tekrar ediliyordu.

Sanki meydanda bir kişi değil de yüzlerce kişi öldürülüyordu. Cellat kendini hiç bu kadar anlamsız hissetmemişti. Sonra suçlunun sesi giderek azaldı, cılızlaştı, cellat yerdeki baltasını eline aldı. Bu seferki  idam sahnesini tepkisiz izledi kentin sakinleri. Sonra şehrin meydanında toplanmış kalabalık sessizce dağıldı…

Yazar Hakkında

Ankara doğumluyum. Güzel ülkemin farklı kentlerinde doktor olarak görev yaptım. Halen muğlada enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak görev yapmaktayım.Evliyim ve iki çocuk babasıyım.

İçinde Kalmasın Yorum Yap