Hayvanat Bahçesinin Baş Dinamiği: Faiz

Hayvanat Bahçesinin Baş Dinamiği: Faiz

+ - 1

Faiz? Diye sormanız muhtemeldir. Önce o zaman herkesin bildiği başka bir denklem üzerinden ilerleyelim. Siyaset ne demektir? Kökü seyisten gelmektedir yani at terbiyecisi. Peki neden at terbiye edilir ya da terbiye nedir? O zaman burada farklı bir durum söz konusu olabilir.

Yani at yabanidir ve seyis onu terbiye etmiştir. Peki siyasetle yani insanla ne ilgisi var dersek. Bir insan da aynı zamanda bir yabani hayvana sahiptir. İstisnasız her insan. Bu da nefistir. Yani genel kullanımıyla insanların hayvani iç güdüleri. Siyasetçiler de demek oluyor ki seyistir yani bizim hayvanlarımızı terbiye ederler.

Siyaset Bilimi düşünürlerinden Thommas Hobbes‘ın da dediği gibi “İnsanın doğası kötüdür – İnsan insanın kurdudur” yani insanların çıkarları peşinde kazanım elde etmek için her türlü eylemden geri kalmamaktadır. Konumuza dönecek olursak dünyanın neden hayvanat bahçesi olduğunu açıklamış olduk.

Faiz, Dünyanın Baş Dinamiğidir

Faizi de bu dünyanın bir baş dinamiği olarak tanımlayacağım. Çünkü temel hatlarıyla faizi kendi açımızdan hayvani duyguların doyurulması için kullanılan bir enstrüman olarak görmekteyiz. Daha iyi inceleyelim, nedir bu faiz?

faiz
“Homo Homini Lupus” İnsan insanın kurdudur. ( “Latince” Türkçe ) Thommas Hobbes ile ünlenen meşhur atasözü…

     Genel hatlarıyla inceleyelim. Öncelikle para nedir? Lidyalılar döneminde bulunduğu iddia edilen değerli bir varlığı temsil eden araç. Değerli bir varlıktan kasıt hala da geçerliliğini sürdüren altın. Araç ise para. Peki buna ihtiyaç nereden doğmuştur? Denilene göre sadece takas yöntemiyle yapılan ticaretler zor ve karşılıksız oluyordu bundan ötürü değerli bir madeni temsil eden bir araç bize iş, emek veya ürünümüzün değerinde onu kullanma hakkı sağlıyordu. Genel hatlarıyla para böyle ve bu amaçla kullanılmak üzere bulunmuştur denir.

Gelelim asıl konumuz faize. Faizin kitabi tanımına bakalım öncelikle. Banka ya da benzeri bir kurumdan alınan borç paranın kullanımına karşılık verilen ücrettir. Yani kısaca mealinde diyor ki zaten bir araç olarak kullandığımız şeyi sana ne ürün ne emek ne de iş meydana getirmediğin halde veriyorum. Sen zengin birisisin paranı bana ver sen hiç çalışıp yorulma ben sana bir yıl sonra tarlada çalışan Mehmet amcanın sene sonunda hasılattan yatırdığı paradan veririm sen de hiç çalışmadan kazanmış olursun. Mehmet amca da zaten çalıştı senin için (!) kısa bir meal olarak böyle anlatılabilir ama bu şekilde anlatmak kısır kalacaktır. Faizi çok basit bir şekilde anlatalım.

image 6
Değeri temsil eden aracın ilk zamanlarına dair temsil resim.

Farz edelim ki dünya üzerinde bir kuruş dahi para yok öyle bir şey bulunmamış ve sadece takas usulüyle alışveriş yapılıyor. Benim çilek varken canım erik çektiyse gidip çilek vererek alıyorum. Hayat böyle devam ediyor. Bir süre sonra bu durumun konforsuz bir durum olduğunu anlıyoruz ama çözüm bulamıyoruz. Sonra uzaklardan bir kişi çıkıp geliyor. Yanında bir sandık ile birlikte. Yorgun ve mal mülkü yok. Kendisi bir tüccar. Ahali yani bizler toplanıp kendisini karşılayıp selamlıyoruz.

Tanıştıktan sonra ise genel sorunlar hakkında sohbet ederken takas konusu gündeme geliyor. Burada ise bu yeni misafirin bir fikri çıkıyor meydana ve herkesin hoşuna gidiyor. Bu fikir ise şöyle. “Bende şu sandıkta bazı değerli madenler var, malum şu an yaşayabilmem için gerekli malım da yok gelin sizin şu ekonomik hareketlerinizi düzenleyecek bir şey yapalım” nedir bu sistem? Herkes mal üretiyor ama bu ürünlerle alışveriş zor oluyor bunun çözümü için ise bu misafir değerli madenlerini temsilen herkese bir miktar kağıt veriyor. Bu kağıtlar değer temsil ediyor yani o değerli madenleri.

Bu üretim yapan arkadaşlar da ondan doğan haklarından dolayı o kağıtlardan alıp alışverişlere devam ediyorlar. Ama bu misafir bir şey daha öneriyor. Diyor ki “Ben size para veriyorum ama benim bir kazancım yok buna bir çözüm bulalım ben de sizlerin paramı kullanmanızın bedeli olarak sizlerden yüzde 10 faiz alacağım. Şimdi sizlere bin lira veriyorum bana bir yıl sonra 1100 lira öderseniz gayet memnun olurum sizin de işiniz görülür benim de rızkım çıkmış olur” herkes bu konuda mutabık kalıyor ve dağılıyoruz.

Bir yıl doluyor hesap vakti yaklaşıyor. Parası artan için sorun yok ama eksilen için para gerekiyor. Sonra içimizden birisi bir hesap yaparak durumda bir sıkıntı olduğunu tespit ediyor. Ve hemen herkesi topluyor misafirin makamına gidiyorlar. Bizimki kendi hesabını anlatmaya başlıyor. “Şimdi sen bize 1000 lira verdin yani piyasada toplam 1000 liralık para var, ama bizden ise sene sonunda 100 lira daha istediniz piyasada toplam 1000 lira varken biz size fazladan 100 lirayı nasıl verebiliriz ki?” herkes bu garip durumu öğreniyor misafir ise durumu anlayınca yeni bir öneri sunuyor. “haklısınız bu durum yanlış olmuş buna bir çözüm bulalım, şöyle yapalım siz bana sadece faizi ödeyin ana para yerinde dursun vakitlice paranız biriktikçe ödersiniz sıkıntı olmaz.” Herkes yine tatmin olarak ve yeni basılan paraları alarak geri dönüyor.

Tabii yeni faizlerle. Durum böyle ilerlerken aylar hatta yıllar geçiyor ve sonunda piyasadaki para yine bitiyor huzursuzlanmalar başlıyor adamın yanına tekrar gidiliyor. Artık kimse bu durumun düzelmeyeceğini anlayarak gidiyor. Adamı ele geçirip sandığına bakıyorlar ki içi taş dolu.

image 7
Takas, temsili

Hikaye daha da genişletilecek bir hikayedir. Ama bizim için bu kadar olan kısmı yeterli. Parayı üreten kişi zaten kendi verdiği miktarın üstünde parayı geri istiyor. Bu durumda asla denk olamıyor. Yani her zaman paranın, faizinin boyunduruğu altında bulunmak zorunda kalıyoruz. Bankalarda herkesin parası bulunur, çiftçinin, sanayicinin, işçinin vs. parası olan ise yatırır faiz olarak da bu emekçilerin parasını alır. Sonuç olarak haksız bir kazanç ve sonsuz bağımlılık durumu başlamış oluyor. Para sadece bir araç statüsünde olması gerekirken alınıp satılan bir mal yapılınca haksızlık oluyor. Faizli bir sistem asla toparlayamaz.

Vaktiyle dolar altına endeksliydi…

dolar altin

Günümüze ve tarihe bakacak olursak daha Soğuk Savaş’ın başlarına kadar dolar dahil tüm paralar altına rezervliydi. Yani para sadece bir araçtı. 1944’te imzalanan Bretton Woods Anlaşması ile birlikte dolar rezerv para oldu. Yani dolar bir araçtı temele dönüştü. Bir kağıt parçası, bir değer olmayan araç karşılıksız basılmaya başladı. Bunun üzerine faizin ne olacağını artık siz düşünün.

image 9
Bretton Woods Anlaşması’nın ikizleri. İMF ve WB

Faiz, haksız olan bir yapı olarak üretenin yatana hakkını teslim etmesidir diyebiliriz.

Hayvanat Bahçesinin Baş Dinamiği: Faiz yazımızı nasıl buldunuz? Düşüncelerinizi yorum atarak belirtebilirsiniz. Binbir Sözlük sitemize de bekliyoruz.

Yazar Hakkında

Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Türkiye Küresel ve Bölgesel Araştırmalar Enstitüsü İsrail-Filistin araştırmacısı Yazar "Sade'ce Söyle" kitap yazarı. Şiir yazar.

İçinde Kalmasın Yorum Yap

Yorumlar (1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.