Aryanlar: Kökenler ve Yayılışları
Aryanlar, tarihsel süreçte birkaç insan grubunun bir araya gelerek oluşturduğu bir topluluktur. İlk kalıntılarını Asya civarında bırakmış, zamanla Hindistan’ı ele geçirerek kendilerine bir isim yapmışlardır. Aryanların varlıkları, Veda adı verilen kutsal metinlerde de yer almıştır. Bu metinler, Aryanların işgalinden önce de biliniyordu; bu noktada, kendi inançlarını ve kültürel unsurlarını bu kutsal metinlere dahil ederek, karmaşık bir yapının ortaya çıkmasına neden olmuşlardır.
Aryanların yayılış aşaması, Asya’dan Avrupa’nın uçlarına kadar uzanmıştır. Yerleşik kültürlerle etkileşime girerek, farklı kültürleri benimseyip kendi kültürleriyle harmanlayarak yeni topraklara yerleşmişlerdir. Avrupa, Aryanlar için yeni bir yurt haline gelirken, bazı gruplar tekrar Asya’ya göç etmiştir. Ancak çoğunluğu, bereketli topraklarda kalmış, ev kurup tarım faaliyetleriyle ilgilenmeye başlamıştır.
- Yunanistan’daki Hellen öncesi uygarlıkların izleri
- Hitit dilindeki Hint-Avrupa unsurları
- Sözlü kültürün yazıya geçirilmesinden önceki varlıkları
Aryanlar hakkında sahip olduğumuz bilgi çok sınırlıdır. Bu noktada, arkeolojik buluntular, çanak çömlek ve el yapımı nesneler üzerinden bilgi edinme çabası önemlidir. Childe, Aryanlarla ilgili İngilizce literatürde kapsamlı bir araştırmanın eksikliğinden bahsetmekte ve kendi metninin bu açığı kapatmak için mütevazı bir katkı sağladığını ifade etmektedir. Ancak, Aryanlarla ilgili öne sürülen iki farklı görüşü “sessizce görmezden gelmek” zorunda olduğunu belirtmektedir.
Metin, farklı coğrafyalarda Aryan izini ararken, daha önce yapılmış araştırmalara da yer vermektedir. Bazılarını onaylarken, bazılarını ise gerçek dışı bulup eleştirmektedir. Bu metin akademik bir çalışmadır; fakat ben Aryanlar ve Etrüskler hakkında büyük bir merak duyduğum için metne derinlemesine daldım. İlk bölümden sonra, daha dikkatli bir şekilde okumaya başladım çünkü arkeolojik yöntemlerin karmaşıklığı, nesnelerin tarihsel dönemlere oturtulması ve nesneler arasındaki ilişkilerin ortaya konması gibi detaylar, arkeolojiyle ilgili bilgi sahibi olmayan bir okuyucu için zorlayıcı olabilir.
Örneğin, X bölgesindeki yerleşim kalıntıları ile Y bölgesindeki benzerleri karşılaştırıldığında, Z bölgesindeki savaş yüzünden T bölgesinden bir topluluğun göç ettiği anlaşılabilir. Ancak, bu durum iki topluluğun kültürel etkileşimini ve dil farklılıklarını anlamayı zorlaştırır. Bu karmaşık ilişki ağını çözmek için her türlü kalıntının incelenmesi gerekmektedir. Arkeologların işi, medeniyetlerin izlerini sürmek açısından oldukça zorlayıcıdır.
Dil ve Düşünce İlişkisi
Childe, dil ve düşünce arasındaki ilişkinin toplumu nasıl biçimlendirdiğini ele alıyor. Mezopotamya ve Mısır’a göre 1500 yıl geride kalan bir kültürün, bu iki medeniyeti nasıl dönüştürdüğünden bahsediyor. “Hangi fiziksel ırk ya da ırklara ait olurlarsa olsunlar, ait oldukları sözlü dil topluluğunun yansıttığı ve bu dil tarafından belirlenen belli bir manevi birliğe sahip olmuş olmalıdırlar” (s. 21) ifadesi, bu bağlamda oldukça dikkat çekicidir. Aryanların dili, günümüzde Amerika’ya kadar yayılmıştır. Bu yayılma sürecinin nasıl gerçekleştiği ise merak konusudur.
Aryanların, dil becerileri sayesinde analitik düşünme yeteneklerini geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Childe, Hindu Vedaları, İran Gathaları ve Yunan lirik şiirinin vezinleri arasında benzerlikler bulduğunu ifade ediyor. Bu durum, dil coğrafyasını inceleyerek kaynağın nasıl çatallandığına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Childe, en saf ve bozulmamış Hint-Avrupa dilinin Litvanca olduğunu belirtmektedir. Seslerin yazılışları ve okunuşları arasındaki benzerlikler, ayrılma noktalarını ortaya çıkarmaktadır.
Aryanların Tarihsel Süreçteki Rolü

MÖ 15. yüzyılda Mezopotamya’daki Aryan hanedanlarıyla başlayan süreçte, Childe filolojiden arkeolojiye geçiş yapmaktadır. Aryanlar hakkında bilgi eksikliği, dönemsel istila hareketlerinin başlıca sebebi olarak görülmektedir. Örneğin, Kasit istilası, İran’ın dağlarındaki Aryanlar yüzünden gerçekleşmiştir. İran’ın Aryanlaşması bu dönemlerde meydana gelmiş, Zerdüşt inancının da büyük ölçüde değişimine katkıda bulunmuştur.
Batıya doğru ilerlerken Hititler ortaya çıkmaktadır. Dilleri Aryanlardan farklı olsa da, yönetici aristokrasinin etkisiyle üst sınıflarda Aryan unsurlarının bulunduğu düşünülmektedir. Aryanların etkisi, Mısır’daki kültürel yapıyı da etkilemiş, Firavunlarla daimi bir ilişki geliştirmişlerdir. Aryan geleneklerinin, üst tabakalar tarafından benimsendiği kanıtlanmıştır.
Hindistan’ın ele geçirilmesi, Akdeniz’in Aryanlaşması, Yunan kültüründeki Aryan etkileri gibi konular metinde derinlemesine incelenmektedir. Ancak, metin 1926 yılında yazılmıştır ve yüz yıllık bir zaman diliminde hangi yeni buluntuların ortaya çıktığını bilmemekteyiz. Örneğin, Göbeklitepe’de Aryanların tarih sahnesine çıkışıyla ilgili bir şeyler var mı, bunlar da araştırılmalıdır. Aryanlar oldukça gizemli bir topluluk, bu nedenle bu metni ilgililere tavsiye ederim. Okuyucular, metni edinerek, Traklar ve Antik Yunan’daki Aryan etkileri gibi ilginç bilgilere ulaşabilirler.

















