Ahmed Arif Şiirleri

Ahmed Arif Şiirleri

Ahmed Arif'in en sevilen şiirlerini sizler için derledik. Keyifli okumalar!

+ - 0

Büyük şair Ahmed Arif şiirlerini derlediğimiz yazımızda, şairin ev sevilen şiirleriyle sizi buluşturacağız. Keyifli okumalar dileriz

MERHABA

Gün açar,
Karın verir yağmurlu toprak.
İncesu Deresi, merhaba.
Saçakta serçeler daha çılgındır,
Bulutlarda kartal,
Daha çalımlı.
Koparır göğsünden bir düğme daha,
Tezkere bekliyen biri.
İncesu Deresi, merhaba.

Genç bayraklar vardır,
Barış düşünür,
Kuyularda işçi, mavilikleri.
Ben hepsini düşünürüm,
Yirmidört saat
Ve seni düşünürüm,
Karanlık,hırslı…
Seni, cihanların aziz meyvası.
İlan-ı aşk makamından bir mısra,
Yeşerip, kımıldar içimde,
Düşer aklıma gözlerin…

Oysa murad alamam.
Oysa akdan – karadan
Bilirim, payım bu kadar…
Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
Unutmuş dudaklarım öpmeyi.
İncesu Deresi, merhaba…

Sevdan Beni

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…

Anadolu

Anadolu
Beşikler vermişim Nuha
Salıncaklar hamaklar
Havva anan dünkü çocuk sayılır
Anadoluyum ben
Tanıyor musun

Utanırım
Utanırım fıkaralıktan
Ele güne karşı çıplak
Üşür fidelerim
Harmanım kesat
Kardeşliğin çalışmanın
Beraberliğin

Atom güllerinin katmer açtığı
Şairlerin bilginlerin dünyalarında
Kalmışım bir başıma
Bir başıma ve uzak
Biliyor musun

Binlerce yıl sağılmışım
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı seher sabah uykularımı
Hükümdarlar saldırganlar haydutlar
Haraç salmışlar üstüme

Ne İskender takmışım
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler gölgesiz
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım
Görüyor musun

Nasıl severim bir bilsen
Köroğlunu
Karayılanı
Meçhul Askeri
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini

Sonra kalem yazmaz
Bir nice sevda
Bir bilsen
Onlar beni nasıl severdi
Bir bilsen Urfa da kurşun atanı

Minareden barikattan
Selvi dalından
Ölüme nasıl gülerdi
Bilmeni mutlak isterim
Duyuyor musun

Öyle yıkma kendini
Öyle mahzun öyle garip
Nerede olursan ol
İçerde dışarda derste sırada

Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın
Fırsatçının fesatçının hayının
Dayan kitap ile
Dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Umut ile sevda ile düş ile
Dayan rüsva etme beni

Gör nasıl yeniden yaratılırım
Namuslu genç ellerinle
Kızlarım
Oğullarım var gelecekte
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası
Kaç bin yıllık hasretimin koncası

Gözlerinden
Gözlerinden öperim
Bir umudum sende
Anlıyor musun

Hasretinden Prangalar Eskittim

Seni
Anlatabilmek seni
İyi çocuklara
Kahramanlara
Seni
Anlatabilmek seni
Namussuza
Haldan bilmez
Kahpe yalana

Art arda kaç zemheri
Kurt uyur
Kuş uyur
Zindan uyurdu
Dışar’da gürül gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım
Kaç leylim bahar
Hasretinden prangalar eskittim
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana
Bir bu yana

Seni
Bağırabilsem seni
Dipsiz kuyulara
Akan yıldıza
Bir kibrit çöpüne varana
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
Yitirmiş öpücükleri
Payı yok
Apansız inen akşamdan
Bir kadeh, bir cıgara
Dalıp gidene
Seni
Anlatabilsem seni
Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum
Kapama gözlerini

ahmed arif şiirleri 2

Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden

Yiğit harmanları, yığınaklar
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların
Dize getirilmiş haydutlar
Hayınlar, amana gelmiş
Yetim hakkı sorulmuş
Hesap görülmüş
Demdir bu

Demdir
Derya dibinde yangınlar
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs
Uçmuş, bir kuş tüyü hafifliğinde
Çelik kadavrası koruganların
Ölünmüş, canım, ölünmüş
Murad alınmış

Gelgelelim
Beter, bize kısmetmiş
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama
Susmak ve beklemek müthiş
Genciz, namlu gibi
Ve çatal yürek
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat
Otuz iki dişimizle gülmeye
Doyasıya sevişmeye, yemeğe
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı, kınsız, uyanık
Ve genç bir mısradır
Filinta endam
Neden, neden alnındaki yıkkınlık?
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri
Nasıl da almış aklımı
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan
Dost, düşman söz eder kendi kavlince
Kınanmak, yiğit başına
Bu, ne ayıp, ne de yasak
Öylece bir gerçek, kendi halinde
Belki, yaşamama sebep

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden
Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık
Ve zehir zıkkım cıgaram
Gene bir cehennem var yastığımda
Gel artık

Haberin Var mı Taş Duvar?

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

ahmed arif siirleri 4

Suskun

Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum… Mısra çekiyorum haberin olsun.
Çarşıların en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o ölüm namussuzu…
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
İlktir dost elinin hançersizliği…
Ağlıyor yeşil.

Rüya, bütün çektiğimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su…
Ağıyor yeşil.

Tutuklu

Birden
Kurşun yemiş gibi susar
Gözbebeklerine karşı
Susar da
Açılıp yol verir şehir
Sade radyolarda bir gamlı hava
“Elaziz uzun çarşı”

Firarda gözüm yok
Namussuzum yok
Yok pişmanlık bir halim
Yaslanıp bir cigara yakmak isterim
Dumanı cevahir değer

Mağlup mu desem mahçup mu
Ama ikisi de değil
Ben garip sen güzel
Dünya umutlu
Öyle bir tuhafım bu akşam üstü
Sevgilim
Canavar götürür gibi
iki yanım
İki süngü.

ahmed arif siirleri 3

Unutamadığım

Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın,
Tavşan kanı, kınalı-berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri…

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı.
Gözlerin hani?

“To be or not to be” değil.
“Cogito ergo sum” hiç değil…
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz’ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.

İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?

Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil,sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi…

Duymak,
Gözlerinde duymak üç-ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi…
Gözlerin hani?

Yurdum Benim Şahdamarım

Engereğin dişlerine işledim,
Ağu dişlerine
Oluklu, çentik…
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars bıyığına…
Dağın pulat yüreğine işledim,
Şimşeğin masmavi usturasına
Sevdanı usul-usul
Sevdanı mısra-mısra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarım…

Yücende buzul
Ve kar,
Maviş dağ tavşanları
Gün vuranda alaran
Zemheri yılanları
Ve yahut bir hışımla
Öyle çakılan
Sonsuzluğun yakışığı kartallar.

………..

Başım gözüm üstünesin
Suskum, avazım üstüne…
Adından başka silah
Yazgından başka günah
Daha yazmamış
Hiçbir gizli dosyada
Hiçbir açık kitapta.

Ahmed Arif Şiirlerini nasıl buldunuz? Şiirler hakkındaki düşüncelerinizi yorum atarak belirtebilirsiniz. Binbir Sözlük sitemize de bekliyoruz.

Yazar Hakkında

Kötü giden her şeye inat umuda inanan şiir aşığı, şiir yürekli bir insan. Tek güç mürekkep, tek dil kalemdir diyen bir okuryazar..

İçinde Kalmasın Yorum Yap