Cennetin Rengi

Cennetin Rengi

+ - 0

İnanılmaz ve doğal bir film. 1999 yapımı bu film kör bir çocuğun Allah’ ı arayışını gözler önüne seriyor. Filmde önemli bir karakterimiz var; Mohammed. Kimsenin onu sevmediğini düşünen annesiz, görme engelli bir çocuk. Düşünmesi bile tüyler ürpertici. Her ne kadar üstlerine çökmüş olan bitmeyen bir fakirlik olsa da çalışmaktan yılmıyorlar ve yaşadıkları yerler, dağlar, bahçeler, çiçekler âdeta cennet gibi. O güzellikte görme engelli olmak ve görememek ne kadar üzücü. Düşünsenize doğduğunuzdan beri görme engellisiniz ve beyaz hangi renk, ağaç neye benziyor bilmiyorsunuz… Düşünsenize hayatınızda hiç insan görmediniz..!!

      Mohammed, asıl odaklandığımız karakterimiz. Olayın örgüsünü çizen onun göremeyen gözleri ve ruhuyla bir olmuş Allah’ı, yaratıcıyı arayan kalp gözü..

   Evet,  Mohammed’ i çok anlattık. Şimdi asıl olaya gelip, olayda Mohammed’ in rolünü, diğer rollere etkilerini ve diğer rollerimize değinmenin vakti geldi.

cennetin

İran

   Olay İran’ da geçer. Mohammed annesini küçük yaşta kaybeder ki zaten kendisinin yaşı da çok küçüktür. Babası, ninesi ve 2 kız kardeşiyle köyde yaşamaktadırlar. Okul zamanı gelince babası Mohammed’ i Tahran da ki körler okuluna götürür. Köydeki diğer çocuklar köy okulunda okurlar. Mohammed’ in 2 kız kardeşi de öyle. Mohammed’ in okuduğu okuldaki tüm öğrenciler de onun gibi olduğu için hepsinin hayal gücü daha fazla gelişmiş. Okul tatil olur ve öğrencileri almak için okula veliler gelir. Tüm çocukların velileri gelmiş ve onları almıştır fakat okulda kimse kalmayana kadar beklemesine rağmen Mohammed’ in babası gelmemiştir. Mohammed’ in içi buruk, korkulu, telaşlı ve özlem dolu şekilde babasının gelmesini ve onun da artık evine kavuşmasını beklemektedir. 

Babası sonunda gelir fakat Mohammed’ i almak istemez. Mohammed’ i artık utanç olarak görmekte ve ondan kurtulmak istemektedir. Sorumluluğunu başkasına devretmenin peşindedir. Sonunda gelir, Mohammed’ i alır ve birlikte eve giderler.

Babası evlenmek istemekte ve hayatın artık böyle geçmeyeceğine kendini inandırmış vaziyettedir. Mohammed’ i almaya gelmeden önce de kız istemeye gitmiş hatta para ve çeşitli eşyaları da hediye olarak götürmüştür. Fakat babası onlara görme engelli bir çocuğunun olduğunu söylememiştir.

cennetin rengi 5

Hayal Kırıklığı

Bu yüzden yani sırf başkalarının onu kabul etmesi için o Mohammed’ i reddetmek istemektedir.  Mohammed ise babasının gelmesine çok sevinmiş ve babası gelmeden önce de küçük bir serçenin ormanın içinden gelen yardım sesini duyup ona yardım etmiştir. Görme engelli, görmüyor fakat hissediyor, kuşun yardım sesi onun yüreğine dokunuyor ve o kuşa yardım etmek istiyor. Öğretmeninin ona uzaklaşmamasını tembih ettiği yerden kalkarak kuşun sesine doğru ilerliyor. Önünde ne olduğunu o da bilmiyor çünkü hayatında hiç orman görmedi aslında o hayatında hiç görmedi ki! Kuşun sesinin geldiği yöne doğru ilerliyor ve kuşu bir ağacın dibinde buluyor. Onu eline alıyor, onu yemek için pusuda bekleyen kediyi korkutup kaçırıyor ve minik kuşu yuvasına bırakıyor. İşlerin yoluna girdiğini hissettiğinde yerine geri dönüyor.

    Babasıyla birlikte evlerine dönüyorlar. Yolculuk sırasında da ilginç bir olay olmakta. Görmemesine rağmen sesini duyduğu kuşa yardım eden görme engelli bir çocuğun babası, görmesine rağmen yanından geçerken ters dönmüş yardım isteyen bir kaplumbağanın yardımına yetişmiyor. Bunu hisseden kalp gözüdür Mohammed de ki.  Mohammed’ in babası öylece geçip gider fakat o giderken Mohammed o kaplumbağayı duymuş gibi etrafta bir şeylerin ters gittiğini fark etmektedir. Şimdi düşünüyorum, hangisi kör? Hangisi önemli, insanların gözlerinin körlüğü mü yoksa kalplerinin mi?

cennetin rengi 4

Mohammed’in Hayatı

     Mohammed çok düşünceli bir çocuktu, basitte olsa o düşünmüş ve ninesiyle kardeşlerine hediyeler getirmişti. Bundan çok mutlu olan ninesi ve kız kardeşleri onun ellerinden tutarak çiçeklerin içinde gezdirmişlerdi. Fakat eve döndüklerinde onları kötü bir haber bekliyordu. Babası Mohammed’ i onun gibi görme engelli bir marangozun yanına bırakma kararı almıştı ve yaptı da. Mohammed ağladı, yalvardı, gitmek istemediğini söyledi fakat demiştik ya babası ondan kurtulmak istemekteydi. Marangoz da onun gibi görme engelli olduğu için onu anlıyordu. Mohammed babası gittikten sonra kütüğün üstüne oturmuş ağlarken marangoz yanına geldi. Mohammed ona Allah’ı aradığı, onun nerede olduğunu ve neden ona körlüğü verdiğini sordu. Karşılıklı konuştular, biraz dertleştiler de diyebiliriz aslında. En sonunda Mohammed Allah’ı arayacağım diyordu. Mohammed ağlayarak marangoza şunları söyledi :

 ” Öğretmenimiz Allah’ın göremedikleri için körleri daha çok sevdiğini söyledi. Bende ona eğer öyle olsaydı; onu görmeyelim diye bizi kör yapmazdı, dedim. O da bana Allah görünmezdir, her yerdedir, onu hissedebilirsin, onu parmak uçlarıyla görebilirsin, dedi. Şimdi ellerim ona dokunacağı güne kadar her yerde Allah’a uzanacağım ve ona her şeyi anlatacağım, kalbimdekitüm sırları bile. “

   Yaratıcının insana verdiği özelliklerin şükür sebebini anlatıyor âdeta insanı içine alıyor. Bir an da empati kurduruyor. Çocuk o kadar içten ağlıyor ki sende onunla ağlamak istiyorsun.

  Babası Mohammed’ i bırakıp dönerken annesinin evden ayrıldığını görür. Aralarında şöyle bir diyalog geçer :

” – Nereye gidiyorsun anne? Bana ne yapmaya çalışıyorsun?

-Bana başka yol bırakmadın.

– Beni üzmek için yapıyorsun, değil mi? Bunu onun iyiliği için yaptım! Ne yapacaktım yani? Benim günahım nedir ki ömrümün sonuna kadar kör bir çocuğa bakmak zorunda kalayım? Elden ayaktan düştükten sonra bana kim bakacak? Senin şu yüce Allah’ın neden bu sefaletten kurtulmama yardım etmiyor? Niye ona minnet duymalıyım? Vermediği şeyler için mi? Sefaletim için mi? Kör bir çocuk için mi? Ölüp giden karım için mi? Tam 5 yıldır bütün bunlara sabrettim ben! Benim için bir şey yaptığını mı sanıyorsun sen? İşte ben buyum, zavallı ve sefil bir adam! Babamı o kadar küçük bir yaşta kaybettim ki yüzünü zar zor hatırlıyorum! Kim bana yardım ediyor? Kim beni umursuyor? Git! İstediğin yere git! “

Daha sonra babası hatasını anlayıp annesinin arkasından gitti, onu aldı ve eve geri getirdi. Bu olay üzerine Mohammed’ i marangozdan almaya gitti. Marangoza gitti ve Mohammed’ i aldı. Olaylar Mohammed için beklenmedik bir şekilde ilerlemeye devam ediyordu. Babası atın yanında Mohammed ise üstünde ilerliyorlardı. Mohammed görmüyordu ama hissediyordu. Ne zaman ki onlar derenin üstündeki tahta köprüden geçiyorlardı, bir anda köprü kırıldı ve atın üstündeki Mohammed suya düştü. Babası şaşkınlık içindeydi.

Bir baktı ki Mohammed düşüyor. Tam kurtaracaktı ki bir anda Mohammed’ den kurtulma fikri beyninde canlandı. Karşısında 2 seçeneği vardı: Kurtarmak ya da kurtulmak… Süre kısıtlıydı. 5 saniye bir canın ölümünü ya da varoluşunu belirliyordu.

cennetin rengi diyalog

Mohammed’i Son Takip

Babası 5 saniye boyunca suda sürüklenen Mohammed’i 2 seçenek beyninde dönerek izledi fakat kendine geldi ve koşarak derede sürüklenen Mohammed’ i takip etti. Suya atladı, yüzdü Mohammed’ i kurtarmak istedi ama sanırım bir şeyler için çok geç olmuştu hem de telafisi olmayacak kadar geç… 

Nehirde sürüklendiler. Gözlerini açtığında su onu kıyıya vurmuştu. Kumun üstündeydi ve kıyafetleri ıslaktı. Bir an aklına Mohammed geldi ve yerinden fırladı, kumsalda koştu. Mohammed’ i gördü ve çığlıklar atarak oğlunu kucakladı ama Mohammed ölmüştü ve kum saatinden dökülen kumu geri getirmek mümkün değildi. Babası Mohammed’ i kucaklamış, pişman bir şekilde ağlıyordu. Tam o sırada gökyüzünde  leylekler göç ediyorlardı. Belki de leylekler de kötülükten kaçıp iyilik bulmaya gidiyorlardı. Ve Mohammed’ in cansız bedeninden sarkmış elinin içi aydınlanıp söndü. İşte o zaman umut, bakış açısı ve geri getirememeli, bir şeyler için noktayı koyuyor ve en büyük yönü veriyor   hayatımıza, hayatlarımıza…

   HAYAT ZATEN ÖLMEK DEĞİL MİYDİ?

Yazar Hakkında

Kötü giden her şeye inat umuda inanan şiir aşığı, şiir yürekli bir insan. Tek güç mürekkep, tek dil kalemdir diyen bir okuryazar..

İçinde Kalmasın Yorum Yap