Allah Neden Mazlumlara Yardım Etmiyor?

Allah Neden Mazlumlara Yardım Etmiyor?

ALLAH'ın insanlara zor anlarda niçin doğrudan yardımcı olmuyor kâfirleri helak ettmiyor

+ - 0

Dünya da çeşitli zulümler var ve İnsanlar hayatlarında bazı belalara uğruyorlar. Allah Neden Mazlumlara Yardım Etmiyor? sorusunun cevabını arayacağız.

Allah doğrudan yardımcı olmuyor diye Allah’ın varlığı red edilemez. Allah’ın var olup olmadığını, insanlara yardım edip etmemekle dillendirmek başta yanlış bir istidlal metodudur. Çünkü, Allah’ın varlığını gösteren binlerce delil vardır. Şimdi düşünün ki, bir insan evine ışık vermediği için kalkıp güneşin varlığını inkâr etse, “Madem benim evime ışık vermiyor, öyleyse yoktur.” dese, binlerce yönden tekzip edilecektir. Zira güneşin varlığı bazı kimselerin evine ışık yansıtıp yansıtmamakla ilgisi yoktur.

Yine başka bir örnek ile olayı anlayalım – Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı… Berber: ” Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.”

Adam: ” Peki neden böyle diyorsun?”

Berber: “Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.” Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı.

Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti.

Adam berberin dükkanına geri döndü.

Adam: ” Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok”

Berber: ” Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.” Adam:” Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.”

Berber: ” Hımmm… Berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?” 

Velhasıl kelam bir şey varsa vardır, yoksa yoktur. Bu tür ilişkilendirmeler bir cehaletin eseridir.

Bu açıklardan anlaşıldığı üzere, bir kimseyi dar durumdan kurtarıp kurtarmamak Allah’ın varlığının delilleri arasında yer almamaktadır. Nasıl ki güneş evime ışık vermese de yine vardır. Bunun gibi Allah bana yardım etse de etmese de yine vardır. Zira varlığının delilleri binlercedir. Demek ki, mesele Allah’ın bana yardım edip etmemesini onun var olup olmadığına delil getirmek yerine, onun yardım etmemesinin hikmetini bulmaya çalışmak gerekir.

Allah varsa zulümlerden haberi yokmu bu zulümleri görmüyor mu ? diye düşünen kişiler’e rabbimiz söyle cevap veriyor 

“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onların işini bir güne erteliyor ki, o gün gözler dehşetten dışarı fırlamış; Başları yukarıya kalkık, bakışları bir noktaya sabitlenmiş, zihinleri bomboş kalmış olarak toplanma yerine koşarlar.”

Sureler

İbrâhîm Suresi – 42-43 . Ayet

Bu ayeteki zalimler ifadesi Hz. Peygamber zamanının müşriklerini de içine almaktadır. Nitekim Lokmân aleyh isselâm da şirkin büyük bir zulüm olduğunu ifade etmiştir (Lokmân 31/13). Bununla birlikte müşriklerin dışındaki zalimleri de kapsamasına bir engel yoktur. Bu sebeple bazı müfessirler bu âyetin mazlumlar için bir teselli, zalimler için bir tehdit ifade ettiğini söylemişlerdir (Râzî, XIX, 141; İbn Âşûr, XIII, 246).

İnkâr edenleri ve hakkı gözetmeyenleri, Allah asla bağışlayacak değildir. Onları, içinde ebedî olarak kalacakları cehennem yolundan başka bir yola da yönlendirecek değildir. Bu da Allah için çok kolaydır.

Nisâ Suresi – 168-169 . Ayet

Yine Nisâ suresin de onların gideceği yerin cehennem olacağı açıkça belirtilmiştir.

“Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalancı sayıldıklarını anladıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. Fakat, suça gömülmüş olanlardan azabımız geri çevrilmez”

Allah Neden Mazlumlara Yardim Etmiyor 2

(Yûsuf Suresi – 110 . Ayet)

Hz. Âişe, âyeti şöyle yorumlamıştır: “Sıkıntılar uzayıp da yardım gecikince peygamberler kavimlerinden kendilerini yalancılıkla itham edenlerin iman edeceklerinden ümitlerini kesmişler, inanmış olanların da kendilerini yalanlayacaklarını sanmışlardır. İşte o zaman Allah’ın yardımı gelmiştir” (Buhârî, “Tefsîr”, 12/6)

Bu ayeten ve hadisten hareketle  Allah’ın yardımının gelmesi için karşılaşılan sıkıntılara tahammül ve sabır gösterilmesi gereklidir.

Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

(Muhammed Suresi – 7 . Ayet )

Allah’ın yardıma ihtiyacı bulunmadığı kesin olduğuna göre “Allah’a yardım”, mecazi olarak “O’nun dinine, peygamberine” yardım demektir. Yani bu yolda mücadele edip tebliğ yapıp hakkı üstün tutmaktır,Bu âyet bir ilâhî sünnete (imtihan ve sa‘y olarak anılan âdete, kanuna) ışık tutmaktadır: Allah dünya hayatını imtihan için takdir buyurduğundan yardımını da kulun kendisine düşeni yerine getirmiş olmasına, sözlü dua yanında amel ve çabalarıyla fiilî duasını da yapmış bulunmasına bağlamıştır. Kul iyiliğe doğru bir adım atarsa Allah, yardım ve ödül olarak bin adım atmaktadır.

“Bizim uğrumuzda elinden gelen çabayı sarfedenlere gelince, onları bize ulaşan yollara mutlaka yöneltiriz. Kuşkusuz Allah iyilik yapanların yanındadır.”

(Ankebût Suresi – 69 . Ayet)

Bu ayet Müminler için anlamlı bir müjdedir. Zira âyette Allah, düşmanlarının baskıları karşısında sabır ve metanetle inançlarını koruyan, çizgilerinden sapmayan müminleri mutlaka başarıya ulaştıracağını, çünkü kendisinin daima iyilerin yani inançları doğru, işleri düzgün olanların yanında olduğunu müjdelemektedir.

Yukarıda ki iki ayete de belirttiği üzere Allah kendi yolunda mücadele eden kişileri mutlaka başarıya ulaştıracağını vaad ediyor 

İçlerinden refah ve bolluk içinde olanları, sonunda cezalandırmaya başladığımızda bakarsın ki feryadı basarlar. Bugün boşuna sızlanmayın! Çünkü siz, bizden yardım göremeyeceksiniz!

(Mü’minûn Suresi – 64-65.Ayet)

Burada asıl anlatılmak istenen husus, İslâm’a ve Müslümanlara karşı kör bir mücadeleye girişen ve onlara her türlü haksızlığı reva gören Mekke’nin zengin ve şımarık putperestlerini dünyada veya ahirette Allah’ın mutlaka cezalandıracağı, son pişmanlıklarının kendilerine fayda vermeyeceğidir. Kur’an’ın bu açıklaması aynı zamanda, bâtıl inanç ve erdemsiz davranışların er-geç kaçınılmaz toplumsal yıkımlar doğuracağı, bunun ilâhî bir yasa olduğu şeklinde dolaylı bir uyarı anlamı da taşımaktadır.

ifade edilen bu hususlar dikkate alınmadan Allah’ın yardımı neden gelmiyor? Allah neden inananlara yardım etmiyor? gibi sorular sormak doğru bir sonuca ulaştırmayacaktır. bizler Allah yolunda mücadele etmeliyiz ki Allah bize yardımcı olsun

“Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mümin topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”

Allah Neden Mazlumlara Yardim Etmiyor

(Tevbe Sûresi 14. Ayet)

Allah bu ayete açıkça kafirlere ve zalimlere müminlerin eliyle ceza vereceğini söylüyor

“De ki: “Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.”

(İsra suresi 81.ayet)

İsra suresi 81.ayete belirttiği üzere batıl yıkılmaya mahkûmdur bu zulmün batıl Krallığı da yıkılacaktır

Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o müminler için bir şifa, bir rahmettir; zalimlerin ise sadece ziyanını arttırır.

(İsra suresi 82.ayet)

Kur’an’ın getirdiği din hak din, verdiği bilgiler doğru bilgiler, çağırdığı yol doğru yoldur; ahlâk ve yaşayışta da doğruluğa ve dürüstlüğe çağırmakta ve böylece bütün yönleriyle bâtılı ortadan kaldırmaya yöneltmektedir. Bu sebeple de Allah âyette Kur’an’ın getirdiklerini müminler için “şifa ve rahmet” olarak nitelemiştir. Âyette Kur’an’ın  “zalimlerin de sadece ziyanını arttıracağı”  ifade edilmektedir. Buradaki zalimlerden maksat, İslâm ve onun içerdiği hakikatleri reddederek bunun yerine başta şirk olmak üzere yalan ve düzmecelerden ibaret olan bâtıl inançları koyanlar, bunlara inanan putperestler ve benzerleridir. Bunlar için Kur’an’ın şifa ve rahmet kaynağı olması şöyle dursun, onlar Kur’an’ın beyanlarına rağmen sapkın inanç ve davranışlarında direnmeleri sebebiyle mânevî yönden kendi zararlarını daha da çoğaltırlar

“ Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır.”

Saff Suresi 8.ayet

Bu ayete Allah kafirler istemese de nurunu tamamlayacağını söliyerek müminlere müjde veriyor ve aynı zamanda biz hakkın hakim olması için mücadele versekte vermesekte Allah nurunu tamamlayacak işte burda elbette en sonunda kazanacak bir davanın neferi olmayı seçmek mantıklı olandır. Bu yolda bize düşen hakkın hakim olması için kafirlere ve zalimlere mücadele etmektir

Yazı Kaynakları
İslam
Zülüm
Zalim
Filistin
Kudüs
Doğu Türkistan

Yazar Hakkında

Okumayı ve düşünmeyi seven Lise 3.sınıf öğrencisi

İçinde Kalmasın Yorum Yap