featured
  1. Yazılar
  2. Kitap İnceleme
  3. Bloom’un Şiir Teorisi: Etkilenme ve Yanlış Okuma Kavramları

Bloom’un Şiir Teorisi: Etkilenme ve Yanlış Okuma Kavramları

Bloom'un Şiir Teorisi, edebiyatın derinliklerine inerek etkilenme ve yanlış okuma kavramlarını inceliyor. Şairlerin eserlerinin nasıl algılandığını ve yorumlandığını keşfedin. Edebiyat tutkunları için vazgeçilmez bir kaynak!

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir Şiir Teorisi

Bir Şiir Teorisi

Bloom, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti ve geride, Türkçeye çevrilen iki metin dışında, otuza yakın eseri bıraktı. Kurmacalarının da bulunduğu biliniyor ancak esas olarak eleştirileriyle tanınıyor. Örneğin, Batı Kanonu, huysuz ve bilge bir ihtiyarın edebiyata Batı perspektifinden bakışını içeren oldukça ilginç bir eser. Bu yazıda, Bloom’un “yanlış okuma” kavramı etrafında şekillenen düşüncelerini incelemek istiyorum, zira onun “etkilenme endişesi” dediği olgu, yüzyıllar boyunca edebiyat üzerindeki izlerini sürdürüyor. Shakespeare’in “insanı icat etmesinden” sonra, başka türlü icatlara yol açan uzun bir yolu aydınlatan Bloom, sanatçılar arasındaki etkileşimleri ortaya koyarak kendi kanonunu yaratıyor.

Bloom’un metninde, zincirlerin birbirine geçtiği noktalar oldukça dikkat çekici. “Tüm samimiyetiyle nefret ettiği” Heidegger’in düşüncelerinden etkilendiğini ve bu sayede etkilenme konusunu derinlemesine ele alabildiğini ifade ediyor. Bu, sonu olmayan bir olay; Shakespeare, kendi karakterlerinden başka karakterler yaratacak kadar metinlerinden etkileniyordu. Yazarların, yazdıkları bir öyküdeki karakterleri başka metinlerinde açarak veya genişleterek roman kahramanı haline getirdikleri örnekler var; bizde İnci Aral örneği gösterilebilir. Bunun yanı sıra, gündeliğin olağanüstülüğünden etkilenebilen sanatçılar da mevcut. Bloom, Shakespeare’in bir güneş ve iki ay tutulmasını metinlerine taşıdığını belirterek şu çıkarımı yapıyor: “Yıldızlardan kaderlerimize ve kişiliklerimize doğru akış, ‘etkilenme’nin ilksel anlamıdır — Shakespeare karakterleri arasında kişiselleştirilen bir anlam.” (s. 10)

Bloom, arada bir “yanlış anlama” örneği de veriyor; hukuki bir terimin Shakespeare tarafından kasıtlı veya bilinçsiz olarak başka anlamlar kazanacak biçimde kullanıldığını ifade ediyor. Çoğu örneği Shakespeare metinlerinden sunan Bloom, Batı’nın kanon yaratıcısına saygısını sunmaktan kaçınmıyor. “Önsöz” bölümünde sıkça Shakespeare’den bahsetse de asıl bölümde onun esamesi pek geçmiyor. Metnin ilk yazıldığı 1967’de, Shakespeare ve özgünlük üzerine düşünmeye henüz hazır olmadığını belirtiyor. Batı Kanonu‘nu yazdıktan çok sonra, 1997’de bu metnin ikinci versiyonu basıldığında Shakespeare’i Marlowe ile kıyaslayarak kavramlarını temellendiriyor. Asıl metne ek bir bölüm yazarak oradan buradan Hamlet çıkarmaması oldukça ilginç. Tabii ki, Hınç Okulu eleştirileri de var; aralarında nasıl bir tartışma geçtiyse Bloom, “Yeni Marksistler, Yeni Feministler, Yeni Tarihselciler, Fransızlardan etkilenen teorisyenler” tayfasına “Shakespeare’i bambaşka bir şeye indirgedikleri için” oldukça kızgın. Fransızların hiçbir zaman özgünlüğe değer vermediğini belirtecek kadar ileri gidiyor. Ayrıca, şöyle diyor: “Gerek İngiltere’de gerekse de ABD’de devrimci geçinen akademisyenlerin söyledikleri kadar iç bunaltıcı bir çağdaş komedi bilmiyorum. Bunlar, Shakespeare’in estetik önceliğini reddederek ya da her türlü estetik önceliğin kapitalist gizemlileştirmeden başka bir şey olmadığını iddia ederek, dünyadaki aşağılanmışların ve ezilmişlerin adına konuştuklarını zannediyorlar.” (s. 15)

Ona göre Shakespeare, tüm bunların üstünde ve hiçbir şey onu sınırlayamaz; kendi metinlerinden başka hiçbir şey onu açamaz. Modern yaşamın kitabını yazan Shakespeare, çokkültürlü dünyanın temel taşıdır ve direnilemeyen bir endişe olarak etkilemenin merkezindedir. Oyunlarına gitmeden veya metinlerini okumadan ondan etkilenmişizdir; dolaylı olarak, ondan etkilendiğini bilmeyen veya kabul etmeyen yazarlar tarafından. Bloom, kanonlu metninde söylediğini burada da alıyor ve Freud’un aslında “Hamlet kompleksi” olarak adlandırılması gereken buluşundan bahsederek etkinin bilim dallarına kadar yayıldığını vurguluyor.

İkinci aşamada Marlowe-Shakespeare kıyası var; etkilenme açısından Shakespeare’deki Marlowe izlerini ve hangi noktada Shakespeare’in Marlowe’dan uzaklaştığını, eserlerinin nasıl üstünleştiğini gözlemliyoruz. Bloom, ilk olarak ikisinin birbirlerini tanımadığını belirtiyor. Dört yıl boyunca -Marlowe genç yaşta kralın adamları tarafından öldürülene kadar- Londra sahnesinde yazmak için rekabet ediyorlar; ancak sonradan arkadaş çevrelerinden ötürü tanışmış olabileceklerinden bahsediyor. Birbirlerinden haberdar oldukları kesin; daha iyisini yazmak için çaba sarf ediyorlar. Bloom’un yorumu şu: “Marlowe asla gelişme kaydetmemiştir ve otuz yaşını görseydi bile asla kaydetmeyecekti. Shakespeare ise haddinden fazla gelişim gösteren biriydi ve sonuna kadar deneyciydi.” (s. 19)

Bloom, Shakespeare’in Marlowe’dan etkilendiğini, etkilenme endişesinin ağırlığını taşıyarak etkilendiğini ve yanlış okuma -yaratıcı okuma aynı zamanda- yoluyla çok daha öteye gidebildiğini belirtiyor. Örnek olarak, Shylock’ın Maltalı Yahudi’den doğduğunu ve babasını kat kat aştığını ekliyor. Shakespeare’in enerjisi retorikten, psikolojiden ve kozmolojiden geliyor; bunların muazzam bir karışımıyla karakterler değişime açık ve hazır. Marlowe’un tipe varan karakterlerinden çok daha gerçekçi bir anlatım sunuyor. Bloom’a göre, Shakespeare Kutsal Kitap’tan, Ovidius’tan ve Chaucer’dan oldukça etkilenmiş durumda; özellikle Bloom için kurmaca nitelikleri nedeniyle en büyük eserler olarak görülen Kutsal Kitaplar, her zaman olduğu gibi o zamanlarda da büyük bir esin kaynağıydı. Shakespeare, bu esin kaynağını Marlowe’un oyunlarından da almış ve yüklendiği ağırlığı üzerinden atmak için Marlowe’u kendi oyununda bir karakter haline getirip kaynakla bağlantısını koparmış, kendisi bir kaynağa dönüşmüştür. “Shakespeare’in insanlığı icat etmesinin arkasında Marlowe’un salt bir karikatürist olarak sahip olduğu duygusal güçten daha büyük bir kışkırtma olabilir mi?” (s. 31)

“Büyüyen iç benlik” kavramı, Shakespeare’e ait bir icat olup, ortaya çıktığı noktadan itibaren gerçekliği ve kurmacayı baştan aşağı değiştirecek kadar güçlü. “Barabas Marlowe’dur, ama Shylock bugün dört yüz yıldır Yahudidir ve hâlâ büyük bir incitme gücüne sahiptir.” (s. 39)

Bu mevzu burada kalsın; esas bölüme geçeyim. Bloom, öncelikle teorisinin ana hatlarını çiziyor. Daha az yetenekli şairlerin, idealize edip tahayyülü güçlü olanların kendilerine mal ettikleri şiirleri ve şairleri borçluluk duygusuyla değerlendirmeleri açısından ele alıyor. Çok lüzumsuz bir bilgi ama sıkıştırayım şuraya; Vahşi Hafiyeler‘de olduğu gibi geçiyordu bu mevzu, damardan gerçekçi tayfanın mottolarından biri. Neyse, şiirin yanlış okunmasından bahsediyor ama bunu şairin sıklıkla kullandığı izleklerden mi, diğer şiirleriyle yapılan kıyastan mı, içerikten mi, nereden çıkaracağımız üzerinde durmuyor; etkilenme teorisinin fikir babalarına atıyor topu. Bir dizi örnek veriyor ve endişe duygusu taşımayan şairin -aktif bilgiçlerin- etkilenmeye kapalı olduğunu belirtiyor. Şairin yaşam döngüsü için zincire takılmaya ihtiyaç duyacağı fikrini öne sürüyor ve ardından etkilenmenin altı kategorisini sunuyor. Metnin geri kalan kısmı, bu altı kavramın uygulamalı açıklamalarına ayrılmış durumda; Bloom, kendi terminolojisini etkilendiği metinlerin ve insanların içinden çekip alıyor.

  • Clinamen: Gerçek anlamıyla şiirin yanlış okunması.
  • Tessera: Tamamlama ve antitez. Bir şairin selefini antietik olarak tamamlaması.
  • Kenosis: Selefle sürekliliği koparmayı amaçlayan bir özgürlük hareketi, Aziz Pavlus’tan.
  • Daimonikleşme: Selefin Yüce’sine tepki olarak kişiselleşmiş bir Karşı-Yüce’ye ulaşma yönündeki hareket.
  • Askesis: Yalnızlık durumuna ulaşmayı amaçlayan kendini arındırma hareketi. Empedokles kaynaklı.
  • Apophrades: Ölülerin dönüşü. Şairin seleften tekrar etkilenmesi ve selefin eserini kendi yazmış gibi düşünmesi.

İki tanesine değinip bırakayım; hepsine gücüm yetmeyecek. Şunu söylesem benim için yeterli: Bloom, kavramları bir arada kullanarak yanlış okumanın selefi ortadan kaldırmaya yol açabileceğini gösteriyor. Kavramların, müstakil oldukları gibi iç içe de geçebileceğini belirten bir dünya alıntıya yer veriyor.

Clinamen: Yanlış okuma. Borges’e göre şairler, kendi seleflerini yaratırlar; Cohen’a göre şiirler, kendilerine cevap veren başka şiirler yaratırlar; Eliot’a göre, seleflerin omuzlarında yükselen halefler yine de kendi şiirlerini yaratırlar, tamamen kendi şiirlerini. Buradan Coltrane’e bağlamak ne kadar abes olur, çalmaya başlamadan önce her şeyi unuttuğuna dair bir sözü var. Yaptığı bütün pratikler, dinlediği bütün şarkılar bir parçası olduktan sonra hatırlamaya ihtiyaç yok, bomboş -aslında dünyalarla dolu- bir zihinle çalıyor. Şiirde de benzer bir durum var; Milton örneğinden hareketle Bloom, Milton’ın Şeytan’ı şair olarak görüp kahraman kılmasını anlatıyor. Düşüşü, etkilenmeyle bütünlüyor ve Kierkegaard’ın düsturuyla sürüyor: “Çalışma isteyen kendi babasını doğurur.” Sfenks ile Kerubi’yi kıyaslıyor; Sfenks’in doğanın ta kendisi olduğunu, Kerubi’nin ise Tekvin’de koruyucu rolünde olduğunu ve “ayırıcı” olmadığını ifade ediyor. Kurbanlaştırma işlemi, etkilenmenin temelinde yer aldığı için tedirginliğe yol açmayan hiçbir veri ilerlemeye katkı sağlamıyor. Bloom, Descartes’ın fikirlerinden Platon’un şairler üzerinde kurulması gereken otoritenin varlığına kadar pek çok noktadan yaklaşıyor ve “finali düşerken sapan ve gelişmiş bir Cehennem’de yatan” şairin sözleriyle bitiriyor.

İki dedim ama pilim bitti, bu kadar. Bloom’un onca şiirden çıkardığı onca fikri birbirine bağlayıp kendi kavramlarına ulaşması -tersi de- çok sıkı örülmüş bir teori çıkarıyor ortaya. Bu teori, şiire farklı açılardan yaklaşmak isteyenler için birebir. Gerçi bu sadece şiir için değil; sanatın herhangi bir dalını düşünerek de okuyabiliriz.

Ferit Burak Aydar çevirisi, şiirlerin çevirisi ise Emine Ayhan’a ait.

0
be_enmek
Beğenmek
0
komik
Komik
0
sinirli
Sinirli
0
s_k_c_
Sıkıcı
0
_a_rmak
Şaşırmak
Bloom’un Şiir Teorisi: Etkilenme ve Yanlış Okuma Kavramları
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Binbir Kitap ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.