Bir Çırpıda Okuyabileceğiniz 5 İnce Kitap

Bir Çırpıda Okuyabileceğiniz 5 İnce Kitap

+ - 0

Kısa zamanda çok fazla kitap okumak isteyenler, seyahate çıkmak isteyip yolda keyifli vakit geçirmek için kitap okumak isteyenler, kafede, dışarıda… Kalın kitaplar kadar incelerine de değer veren kitap severler! İşte sizin için 5 ince kitap önerisi

Reading Baladı Zindanı

READING BALADI ZINDANI

‘Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle..’

Hepimiz bu şiiri biliyoruz, oysa şiirin hikayesini ? Ezel dizisinden aşina olduğumuz bu şiirin gelin bir de hikayesine, kitabına bakalım.

Trajedik bir olayın ürünüdür kendisi. . Şöyle ki, Oscar Wilde eşcinsellik suçuyla hüküm giydiği o iki yıl süresinde, hapishaneye Charles Thomas Wooldridge adlı bir mahkum gelir. Charles bir subaydır. Laura Ellen ile evlenmiş, evlilikleri bozulmaya başlamıştır ve Charles şiddete başvurunca Laura bir daha görüşmek istemediğini söyler. Laura çalıştığı postaneden biriyle anılmaya başlar ve Charles’a bir daha kendisini rahatsız etmemesini söyleyen bir mektup gönderir. Mektubu alınca Charles, Laura’ya son kez konuşmak için bir yerde oturma daveti gönderir. Laura buluşmaya gitmez ve Charles Laura’nın evine gider. Aralarında büyüyen tartışma sonucu Charles orada Laura’yı boğazından keserek öldürür. Polise teslim olur ve idam cezasına çarptırılır. İdamdan önceki üç hafta Reading Baladı’nda kalacaktır. Charles pişmandır, vicdan azabı çekiyordur öleceği için değil öldürdüğü için üzgündür. En sonunda idam edilir. Bu esnada Oscar da oradadır ve Charles’ın bu durumundan çok etkilenir. Romantik ve estetizm savunucusu Wilde’ın duygularından oluşan bir ses bu.

Kitap bana Bir İdam Mahkumunun Son Günü’nü hatırlattı. Biraz hüzünlü biraz şiirsel olan bu kitaba da şans vermelisiniz..

Godot’yu Beklerken

Godotyu Beklerken

Şimdi sizi yeniden pek bilinmeyen bir kitapla tanıştıracağım: GODOT’yu BEKLERKEN

Kitap absürt tiyatronun önde gelen isimlerinden biri olan Samuel Beckett tarafından kaleme alınmıştır. Kitabı okurken ben ne okudum yaa diyebilirsiniz zira ben de ilk başlarda ‘bu ne yaa, kim bu Godot?’ demiştim. Hakikaten kim bu Godot? Kitabı okuduktan sonra aklınızdaki sorulara cevap bulur musunuz bilemiyorum, hem bütün kitaplar illa bir mesaj verecek ya da aklımdakilere illaki cevap verecek değildir ya,, da diyebilirsiniz.

Kitabın ana 2 karakteri var; Estragon ve Vlademir. Godot’yu beklerler, beklerler ve beklerler… Beklemek bu kadar anlamsız ve de sıkıcı iken ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyi beklemek ne kadar anlamlı ki ? Godot adındaki gelmesi beklenilen karakterin isminde bir kelime oyunu yoktur. Godot’daki god(tanrı) kısmını görüp de ‘’Aslında tanrının gelmesini bekliyorlar abi ya’’ tarzı bir kanıya varmayın. Zaten Fransızcada tanrı ‘’Dieu’’ diye yazılır. Şimdi bunlar Tanrı’nın gelmesini mi bekliyorlar diye soracaksınız, kim bilir belki Tanrı’yı belki de değil. Bu karakterin tanrı olduğunu düşünen insan sayısı çok fazla. Tabii ki Godot karakterini tanrı olarak görmek isterseniz o zaman başka. Karakterin en güzel yanı da bu zaten, Godot senin amaçların ve hayatına anlam olmakla beraber aynı zamanda benim de Godot’mdur. Herkesin bir Godot’su vardır. Estragon sürekli bir şeyleri unutan bir karakter, Vlademir ise daha bilgili, daha umutlu bir karakter. 2 zıt karakter Godot’yu beklerlen sürekli kendi aralarında tartışmaktadır. estragon ve vladimir, bekliyor. Beklerken kendilerini ağaca asmayı, birbirlerinden ayrılmayı, beklemekten vazgeçmeyi düşündükleri oluyor. Her defasında birbirlerini ikna edip beklemeye devam ediyorlar. Belki içimizde boğuşan o iki farklı sesi temsil ediyorlar o an. Bizi var eden ve hiçbir zaman anlaşamayan o iki sesi. Velhasıl farklı bir kitap okumak isterseniz 133 sayfadan oluşan bu tiyatro metnine şans tanımanızı isterim şimdiden keyifli okumalar 🙂


Morgue Sokağı Cinayetleri

MORGUE SOKAGI CINAYETI

Polisiye dedektiflik kitapları denilince akla hep Sherlok Holmes gelir. Gelin bu defa sizi Edgar Allan Poe ile tanıştırayım…

Hastalık ve yoksullukla geçen yaşamına rağmen hayatı boyunca üretken olan polisiye edebiyatın atası Edgar Allen Poe, sayısız makale ve öykü yayımladı. Poe’nin yarattığı DUPİN karakterinin ise polisiye kurgunun dedektifleri için temel olduğu kabul edilir.

Polisiye romanlarının usta yazarlarından Ahmet Ümit, 07 Ekim 1999 tarihinde “İnsan Ruhunun Kâşifi: Edgar Allan Poe” başlıklı Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan bir yazısında Poe ile ilgili şunları yazar: “Bilime yatkınlığı öyle fazladır ki “Hans Pfaall’ın Duyulmadık Serüveni” adlı öyküsünde Jules Verne’den yıllar önce Ay’a yolculuğu anlatabilmiştir. Hem de sayfalar dolusu bilimsel açıklamalar yaparak. “Morgue Sokağı Cinayeti”nin girişi de sanki bir mantık dersi verilir gibi kaleme alınmıştır. Gelin şimdi sizlere yazarın çok sevilen ama pek bilinmeyen Morgue Sokağı Cinayeti hakkında biraz bilgi verelim 🙂

Morgue Sokağı Cinayetleri kısa bir kitaptır. Kitapta cinayet mahali ve cinayet mahalindeki insanların detaylı bir tasviri vardır, detaylı tasvirler de Edgar Allan Poe’nun uzmanlık alanına girer

Kitap ‘Morgue Sokağı Cinayet, Kuyu ve Sarkaç, Maelström’e Dönüş, Geveze Yürek ve Amontillado Fıçısı ‘ olmak üzere 5 bölümden oluşmaktadır. Kitabın dili oldukça akıcıdır okuma alışkanlığı olmayan kişilere bile kendini kolaylıkla okutturabilir.

Kitabın ikinci öyküsü olan “Kuyu ve Sarkaç’ın” şahane bir gerilim, umutsuzluk, korku anlatımı var. Birinci kişi anlatımıyla yazılan bu öyküde kendimi karakterin yanında olayları bizzat yaşıyormuş gibi hissetmiştim. Bir çay kahve molanızda Edgar Allen Poe’yi konuk edip muhakkak kitabı için ona şans tanımalısınız 🙂


Prokrastineyşın

PROKRASTINEYSIN

Prokrastineyşın: Erteleme, oyalanma, ağırdan alma, sürüncemede bırakma, geciktirme, savsaklama demek.

Kitap şu cümleyle başlar: ‘ Başlanıp bitirilmesi gereken işleri inatla erteleme, savsaklama ve oturup çalışmak yerine ıvır zıvır şeylerle oyalanma alışkanlığıyla mücadele kılavuzu.’

Kitap 10 bölüm ve son olarak kitabın sonunda son sözlerden oluşmaktadır. Kitabın ilk 3 bölümü, savsaklama nedir, neden önemlidir, savsaklamanın bizlere nelere mal olabileceğini anlatır yazar. Birçok kişisel gelişim kitaplarında asıl söylenilmek istenilen sözler, verilmek istenen mesajlar sayfalarca anlatılırken bu kitapta yazar daha basit, akıcı ve de kısa tutmuştur söylemek istediklerini çünkü yazarın direkt muhatapları sürekli erteleyen, kaçamaklar yapan, bahaneler üreten kesim olduğu için yazar bunu ön planda tutmuştur hatta bunu şu şekilde ifade etmiştir: ‘ Sık sık elimize bir kitap alıp ilk bölümlerini okumaya çalışırız ve sonrada günün birinde mutlaka bitirme niyetiyle bir kenara koyup bir daha kapağını bile açmayız. Her şeyden önemlisi,kısa bir kitap yazdım çünkü az ama öz olanın gücüne inanıyorum.’

Yazar bu kitabın sonunda ‘ okudunuz diye hemen erteleme alışkanlığından kurtulacaksınız’ diye bir vaatte bulunmuyor, aksine ‘Bu kitabı okudunuz diye kişiliğiniz sabahtan akşama değişmez ama artık değiştirmek istediğiniz alışkanlıklarınızla ilgili bilgi sahibisiniz.’ Diyecek kadar da yürekli  Sorunun farkında olmak da bir nevi çözüm değil midir? Son olarak kitapta beni en çok etkileyen cümleyi paylaşıp, bu 116 sayfadan oluşan kısacık, akıcı kitabı bir çay kahve molasında okumanızı tavsiye ederim 🙂


Timothy A. Pychyl
Timothy A. Pychyl

‘Savsaklama(erteleme) davranışımızın temelinde başarısız olma korkusu da yatıyor olabilir.’

— Prokrastineyşın

Kör Baykuş

kor baykus 1

”Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan”

Şimdi Batıdan biraz uzaklaşıp Doğu’nun zenginliklerine taşımak istiyorum. Doğu’nun Kafka’sı, Sadık Hidayet. Kitaba başlamadan önce biraz yazar hakkında bilgilenelim..

İran Edebiyatının en iyi psikoloji roman yazarı olan Sadık Hidayet 1903 yılında Tahran’da doğmuştur. Modern İran Edebiyatının babası olarak tanımlanır. Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Avrupa’ya gitmiştir. İran modern öykücülüğün öncüsü olan Sadık Hidayet Doğunun Kafka’sı olarak adlandırılır. Koyu bir afyon tiryakisi olan yazarın depresif ruh haline sahiptir. Bir dönem Budizm’e merakından dolayı Hindistan’a gitti ve Budizm konusunda incelemelerini Kör Baykuş isimli kitabında işledi. Kör Baykuş kitabı Bombay’da basıldı. Bu dönemde Buda’nın bazı yazılarını da Farsça ’ya çevirdi ve yayınlattı. Sadık Hidayet kitaplarında Batı üslubunu benimseyerek Fars kültüründen de yararlanmıştır. Bu şekilde Farsçayı Çağdaş Edebiyat alanına sokan ilk isim olmuştur. Şimdi gelelim kitaba.. Beni kitabı okumaya teşvik eden sözü girişte paylaşmıştım: ‘Lakin tek korkum yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan’ Sürekli birilerini tanıyamaya çalışırken aslında en önemli olan ‘kendimizi’ ne kadar tanıyoruz sorusuna birçoğumuzun tatmin edici bir cevabı olamayacaktır. Eserde kahramanın farklı bir psikolojiye sahip olduğu görülüyor. Olaylar da psikozlu ruh haliyle anlatılıyor. Bu nedenle mekanlar ve zaman arasında geçişler oldukça belirsiz ve gerçek ile hayal ürünü arasında da aynı belirsizlik devam ediyor. Kitapta ‘ölüm’ kavramına çok değinmiştir. İran Edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olarak tanınmaya değer bir şahsiyet olduğunu düşünüyorum. Biraz farklı kitaplara yönelmek isterseniz eğer Sadık Hidayet’e muhakkak bir şans tanımalısınız.


Yazar Hakkında

kalbini kitaplar arasında kurutmuş ama hâlâ yağmurdan sonra gökkuşağı çıkacağına umut eden birisi.

İçinde Kalmasın Yorum Yap